BİR ÇİFTLİK NASIL KURULUR?

BİR ÇİFTLİK NASIL KURULUR?:
Sürdürülebilir ekolojik çiftçilik için planlama, tasarım ve yönetim eğitimi

Giriş semineri

egitimgorseli

Eğitmenler: Ceyhan Temürcü ve Timuçin Şahin

Tarih ve saat: 11 Mart 2018 Pazar, 13:00-16:30

Yer: Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi. Yıldızevler Mahallesi, Şehit Mustafa Doğan Sokak, No:59, Çankaya/Ankara

Giriş semineri ücreti 50 TL’dir. Salon kapasitesi 110 kişidir. Katılmak isteyip de ödeme zorluğu olabilecek 15 kişi ücretsiz veya imkanları dahilinde bir katkı ile katılabileceklerdir. 

Kayıt ve ödeme bilgileri için BURAYA TIKAYIN

Seminer içeriği

  • Kırsalda bir çiftlik kurma hayaliniz, planınız veya girişiminiz varsa,veya
  • Mevcut çiftliğinizi daha ekolojik ve sürdürülebilir hale getirmek istiyorsanız,

ve

  • Çiftçiliğin ve kırsal yaşamın teknik, sosyal, ekonomik, ekolojik ve kültürel yönleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığınızı hissediyorsanız,
  • Büyük yatırımlar yapmadan önce zorlukları, riskleri ve fırsatları daha iyi öngörebilmek ve büyük hatalardan kaçınmak istiyorsanız,

sizi, ekolojik ve sürdürülebilir bir çiftlik oluşturmakla ilgili bildiğimiz ve yıllar içinde deneyimlediğimiz ne varsa paylaşacağımız eğitim programımızın giriş ve tanıtım seminerine davet ediyoruz.  

Katılımcılara ‘yeni çiftçiliğin’ planlama, tasarım ve yönetim boyutlarıyla ilgili beceriler ve temel uygulama bilgileri kazandırmayı hedefleyen eğitim programımızın giriş seminerinde değineceğimiz konular arasında şunlar var:

  • Dünyada ve Türkiye’de tarımın geçirdiği değişim, kırsaldaki mevcut durum ve ekolojik çiftçiliğin gelecek için önemi,
  • Ekolojik tarımla ilgili ana akımlar (agroekoloji, permakültür, bütüncül yönetim, doğal tarım, onarıcı tarım, küçük ölçekli aile çiftçiliği…),
  • Geleceğin koşullarına uyum ve dayanıklılık için tasarım stratejileri,
  • Ekonomik sürdürülebilirlik: Düşük girdili çiftçilik, ürün çeşitlendirme, aracısız satış yolları (TDT, KOS, yerinden satış), çiftlik turizmi ve atölyeler,
  • Dışsal girdileri ve emek yoğunluğunu azaltmaya yönelik arazi tasarım yöntemleri,
  • Çiftçiliğin ekolojik boyutları: Doğal yapılara ve döngülere zarar vermeden üretim yapmanın ve yaşamanın yolları, biyolojik çeşitliliğin korunup geliştirilmesi, doğayı gözeten çiftçilik teknikleri,
  • Çiftçiliğin sosyal boyutları: kırsal alanların sosyolojisi, kır-kent ikiliği, yeni ilişkilenme biçimleri,
  • Diğer girişimlerle tanışmanın, dayanışma ağlarına dahil olmanın ve ileri öğrenme imkanlarını keşfetmenin yolları.

Tarih ve saat: 11 Mart 2018 Pazar, 13:00-16:30

Yer: Zülfü Livaneli Kültür Merkezi. Yıldızevler Mahallesi, Şehit Mustafa Doğan Sokak, No:59, Çankaya/Ankara

Kayıt ve ödeme bilgileri için BURAYA TIKAYIN

EĞİTİM PROGRAMININ GEREKÇESİ:
Şehirden uzaklaşmak isteyen, çocuklarımız toprağa dokunsun, ağaçlara tırmanıp hayvanlarla beraber büyüsün diyen, kendisi ve çevresi için güvenilir, temiz gıda isteyen, geçimini çiftlik faaliyetleriyle sağlamak isteyen ve geleceğe yaşanabilir bir doğal çevre bırakma çabalarına aktif katkı vermek isteyen önemli bir kitle var. Bu insanların bir kısmı yeterli bilgi ve deneyim paylaşımından yoksun olduğu için eyleme geçemeyecek, bir kısmı da her durumda eyleme geçecek ama yine aynı sebepten dolayı büyük zorluklarla karşılaşabileceklerdir. Planlama, yapılandırma ve yönetim aşamalarında yapılabilecek büyük hatalar, kişilerde ve yakın çevrelerinde hayal kırıklıkları, üzüntüler, zaman ve kaynak kayıplarına sebep olabileceği gibi, ekolojik yaşama yönelmiş topluluklar, toplumun geneli ve doğal çevre için de olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Çiftlik hayatını hayal eden, planlamaya başlamış olan veya bu yolda adım atmış olan kişi ve grupların, karşılarına çıkabilecek zorlukları baştan öngörerek büyük hatalardan kaçınmaları ve doğru kararlarla ilerleyebilmeleri, demokratik ve ekolojik bir gıda sistemi vizyonuna yönelen kitlenin sağlıklı büyümesi ve dayanışma ağlarının güçlenmesi için son derece önemlidir.

 

Reklamlar

Topluluk olmak ya da olmamak

Ben Kır Çocukları’ndan Ceyhan. Uzun yıllardır doğayla barışık üretim ve yaşam biçimlerine uyumlanmaya, topluluklar içinde yer almaya ve toplulukların güçlenmesine katkı vermeye çalışıyorum. Tabi ki bir fedakarlık olarak değil, kendi mutluluğum için. Çevremde ve başka yerlerde güzel gelişmeler oldukça seviniyorum. Ama bazen şevkim kırılıyor, zorlanıyorum. Birlikte hareket etmekte, bir şeyler yapmakta ve zorlukları aşmakta çok eksiğimiz olduğunu görüyorum. Elbette bir düzeyde her şey yolunda; evren dediğimiz koca topluluğun içinde her zaman olmamız gereken yerdeyiz. Dertlerimiz insani düzlemde.  

Bu yazım, küçük dünyamdaki kişisel deneyimlerime dayanıyor olsa da, kişilere yönelik bir sitem değil. Daha çok, içinde yaşadığım ve içimde yaşattığım toplumun kültürel kodlarına dair bir feryat. Tek tek insanlar olarak hepimizin yaşamında zorluklar, bireysel sınırlarımız, zaaflarımız var, bunlara ancak anlayış gösterebiliriz. Ayrıca çevremde buradaki genel tespitlerime istisna olan çok sayıda insan var. Topluluklar halinde giriştiğimiz işler kötüye gidiyor diye de yazmıyorum bunları. Bilakis, bahara girmeden bile bir dolu hareketimiz var. Belki de işlerimiz yoğunlaşmadan, birbirimize içimizi dökmek için iyi zamanlar bunlar.

Derdim özellikle şehirli kültürümüzle ilgili. Büyük çoğunluğumuzu kuşatan kültür. Çerçeveleri ve kuralları belli olan bir kültür. Uğraşıp didinip bir “iş” bulmuşsak, kafamızı fazla yormaya, hayatta kalmak için risk almamıza gerek yok. Kimseyle fazla yüz göz olmamız beklenmiyor. Uygun davranışlarımızın karşılığında küçümsenemeyecek bir RAHATLIK ve KOLAYLIK sunuluyor bize. Bize para veriliyor. Biz de bununla marketlerde, mağazalarda, eğlence merkezlerinde, kültür-sanat faaliyetlerinde birçok ihtiyacımızı kolayca karşılayabiliyoruz. Süpermarketler bu sistemin hem temel araçları hem de ana metaforu: Seç, öde, çık git. İş hayatında da, dışarıda da insani çatışma riskleri minimize edilmiş. Ama en küçük iş yerinden devlet düzeyine kadar, bir sorun yaşandığında, ‘yetkilendirilmiş’ kişilerin dediği oluyor. Ceza, bastırma, yıldırma ile sorunlar ‘çözülüyor’. 

Şehirler: büyük çetelerin insan çiftlikleri. Metafor değil, gerçek anlamda. Yüksek verim için tasarlanmış modern çiftliklerdeki sığırlar gibiyiz. Dağda taşta gezip yorulup yemeğini aramak, yabanın tehlikelerinden kaçınmak, gerekirse boynuzlaşarak uzlaşmak gibi zahmetlere girmeye gerek yok. Yemeği suyu önüne gelen, yaşamak için risk alması gerekmeyen sığırlar gibiyiz. Yakında onlar gibi, yavru yapmak için çiftleşme zahmetine bile girmemiz gerekmeyecek. Çocukluktan bu kültürde yetişiyoruz, çocuklarımızı da bu kültürde yetiştiriyoruz.

Bize sunulan yapay çevre gibi, çevremizdeki insanların da öngörülebilir olmalarını istiyoruz. İnsanların, kendi değerlerimiz sandığımız ahlaki normlara göre davranmalarını bekliyoruz. Çelişkilere, çatışmalara, ‘olumsuz’ duyguların ifadesine, yanımızdakilerin duygusal iniş çıkışlarına alışık değiliz. Yanlış yapanı, eksiği, kusuru olanı hemen yargılıyoruz, etiketliyoruz, dedikodu malzemesi yapıyoruz, mahkum ediyoruz. Tabi hakim kültür bu olunca, hepimiz çok korkuyoruz: Yanlış yapmaktan, çelişmekten, kavgadan, eleştirilmekten, canımızın acımasından. Dürüst değil nazik olmaya çalışıyoruz. Risk almıyoruz. Alanı da kollamıyoruz, yanında durmuyoruz. Dayanışmanın zorluğundansa sürüde olmanın  güvenliğini tercih ediyoruz.

En önemlisi de, ortaya bir sorun çıktığında, bir tatsızlık olduğunda, “buna birlikte bakalım, öğrenelim, beraber değişelim, yürümeye devam edelim” diyemiyoruz. Rahatsız oluyoruz, küsüyoruz, arkamızı dönüyoruz, kaçınıyoruz, iletişimi kesiyoruz. Sonra yine dar dünyalarımıza ve bizi avutacak hazlara yöneliyoruz. Bireyci damgasını da yememek gerekiyor ya, toplumsal-ekolojik imajlarla veya ideolojik mesajlarla toplum içindeki varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Kimimiz simülasyonlara dönüyor, kurs ve atölyelerde kontrollü deneyimlere ve oyunlara bağımlı oluyoruz. Bazılarımız da içimize dönüyoruz. İçimize dönmekle elbette iyi yapıyoruz, ama bazen içimizle dışımızın bir olduğunu unutuyoruz. İnsanı biyolojik ve psikolojik düzeylere indirgiyoruz, gerçek canlı varlığımızın bireysel bedenlerde değil toplumda olduğunu unutuyoruz. Sosyal ekolojimizi yoluna koyamamışken dünyanın, doğanın haline çözümler bulmayı umuyoruz.

Hakikat ile aramız bozuk. Bütünsel ve çevresel düşünmekten kaçıyoruz. Dünya ile barışık değiliz, gücün doğasını anlayamıyoruz. Gücü baskı ve zulüm ile özdeşleştirdiğimiz için birliktelikten gelen gücün güzelliğini ve yaşamsal önemini göremiyoruz. Doğal olarak, topluluk olamıyoruz. Ortak yapılar, sözleşmeler, çerçeveler oluşturamıyoruz. Oluştursak da bunlara uymuyoruz, hatta bazen uymamayı erdem sayıyoruz. Biz yapamadıkça da “dışımızdaki” yapılarda, hatta iyi bir şeyler yapmaya çalışanlarda kabahat buluyoruz, onları birbirimize şikayet ediyoruz. 

Bunları sadece entelektüel tespit veya şikayet 🙂 olarak söylemiyorum. Çuvaldızı “bize” batırıyorum, zira ben de bu kalıplardan – ve göremediğim nicelerinden – azat değilim.

Yazdıklarımın mutlak doğru ve eksiksiz olduklarını da düşünmüyorum. Sadece bunları ifade etmeye ihtiyacım var. Belki yaşamıma, yaşamımıza olumlu etkileri olur diye. Belki ortak değerleri ve amaçları paylaştığım, sevdiğim insanlarla bu meseleleri konuşmamıza vesile olur, belki dünyada veya benim algımda bir şeyler değişir diye.

Kır Çocukları’ndan: Ahvalimiz ve üretimlerimiz

Hediyelik bohçalarımız hazır, yeni üretim yüz renklendiricisi, diş macunu ve yep yeni merhemler
Kır Çocukları ekibi olarak size yeni ürün sürprizlerimiz var. Ama önce biraz ahvalimizi anlatmak ve köydeki çalışmalarımızla ilgili biraz bilgi vermek istiyoruz.  
 
Kır Çocukları ekibinin kırsaldaki çalışma alanı Tahtacıörencik Köyü. Geçtiğimiz Şubat ayında Temürcü ailesi olarak ana ikametimizi Ankara’ya taşıdık. Ama ekibimizdeki diğer arkadaşlardan İlker, Özgürel ve Hilal ile birlikte köydeki arazimizde çalışmayı sürdürdük. Köyde katkı verdiğimiz çalışmalar da güçlü bir şekilde devam ediyor, özellikle TADYA üreticilerinin gayretleriyle. Üretim faaliyetlerimiz çoğunlukla evlerimizde, ama hammaddelerimiz ve satış listemizde yer alan ürünler ağırlıklı olarak köyümüzden. Bir de İdris Oğuzhan ile uzun yıllardır emek emek geliştirdiğimiz Oğuzhan Çiftliği’nden. Kır Çocukları’nın köy yaşamına ve arazisine bir dönem büyük destek vermiş olan arkadaşlarımız Aslıhan ve Oğuzhan da şu anda Adapazarı’ndan üretim ve tanıtım çalışmalarımıza destek veriyorlar. Sürprizlerimizden doğal ruj/allık ve diş macunu onların marifeti!
 
Ürünlerimizde DBB doğal üretim ölçütlerini gözetiyoruz. Doğadan topladığımız veya kendi yetiştirdiğimiz bitkiler dışında yerel (köy ve Oğzuhan Çiftliği) ve DBB üreticilerinden gelen hammaddeleri tercih ediyoruz. Grup ilkeleri gereğince birkaç istisnai durumu da belirtelim: Sabunlarımıza ve bazı kremlerimize eklediğimiz hindistancevizi yağı Oğuzhan Çiftliği’nde çıkarılıyor ama hindistancevizleri Sri Lanka’dan. Diş macununda olan bentonit kil, bitkisel gliserin ve sabunlarımızda form değiştiren kostik ve kakao yağı Web’deki bir hammadde sağlayıcısından. Havacıva kökü aktardan. Uçucu yağlarımız, bildiğimiz en düzgün çalışan iki firmadan.  
 
Vizyonumuz, amaçlarımız belli: Tahtacıörencik Köyünün ekolojik gelişimine katkı vermek, ve bununla ilişkili olarak köyde, arazimizde bir agroekoloji çiftliği/eğitim merkezi oluşturmak. Fırsat buldukça arazimizde çalışıyoruz, gıda ormanı, ayrılmış sebze yatakları gibi permakültür uygulamalarını geliştiriyoruz. Atalık tohumları koruyup paylaşıyor, fırsat buldukça arazideki yabani çiçekleri ve diğer canlıları fotoğraflayıp belgeliyoruz. Çiftlik evi yapım çalışmasına mecburen ara verdik. Belki önümüzdeki baharda, belki sonraki baharda inşaatı sürdürmeyi planlıyoruz. Bu çiftlik evini ve arazisini kolektif bir yapıyla yönetmeyi, bir agroekoloji/permakültür eğitim ve demonstrasyon alanı yapmayı, insanların katkı ve ziyaretlerine açık hale getirmeyi hedefliyoruz.
 
Köy haklı ile eşgüdüm içinde olduğumuz düşünüldüğünde, bunlar çok sabır ve kararlılık gerektiren, uzun vadeli işler. Ve tabi çok masraflı. Gidiş-geliş, köy ev kirası, çiftlik altyapısı, ev yapımı. Kır Çocukları ürünlerinin üretimi ve satışı bunlar için var. Köyde geçirdiğimiz süre içinde çok iyi şeyler yaptık ama ekonomik yönden de biraz sıkıştık. Şimdi bu sıkışıklığı aşma ve güzel işlere yeniden yatırım yapacak düzeye gelme çabasındayız. Hem de bu kez daha güçlü bir topluluk olarak. 
 
Kır Çocukları faaliyetlerinin ve ürünlerinin anlatımına bundan sonra ben de (Ceyhan) katkı vereceğim. Umarım sizleri fazla bunaltmadan. 
 
Merhemler, doğal kozmetikler ve sağlık desteği ürünlerle ilgili birkaç not: Uzun yıllar içinde bilgilerimizi artırarak, deneyimlerimizle ve bize ulaşan geri bildirimlerle ürünlerimizi geliştirdik ve ürün tayfımızı genişlettik. Her zaman vurguladığımız gibi: “Ürünlerimizi hiçbiri “ilaç” değildir, sadece doğal destek veya bakım ürünleridir. Uzman hekimlerce uygulanacak tedavilerin yerini tutmazlar. Yalnızca sağlığın korunmasına ve iyileşme sürecinin desteklenmesine katkı sağlayabilirler. Ciddi durumlar ve yaralanmalarda tıbbi yardım almalısınız.” 
 
Son olarak uzun zamandır fiyatlarımız değişmiyordu. Nitelikli ama küçük çaplı üretimlerimizin getirisinin emeğimize değmesini, projelerimizi desteklemesini istiyoruz. Temel merhemlerimizin fiyatını 22 TL olarak ayarladık. İşlevsel merhemlerimiz 25, kozmetik amaçlı kremlerimiz ise 28 TL.
 
Sürprizlere gelince (daha uzun yazmadan linklerini koyayım, dileyen girip inceleyebilir):
 
ve çeşit çeşit hediyelik yılbaşı bohçaları (gönderim 18 Aralık ve sonrasında):

Anlaşmalı kargo seçeneğinde sabit 8 TL karşılığında, veya diğer firmalarla alıcı ödemeli olarak adresinize kargo isteyebilirsiniz. Salı akşamına kadar girilen siparişleri Çarşamba günleri (bu kez 13 Aralık Çarşamba) kargoya veriyor ve kargo takip numarasını size yazıyoruz. Ödemeyi banka havalesi veya EFT yoluyla yapabiliyorsunuz. Sipariş sitemiz: http://www.kircocuklari.org/

Ekipten Ceyhan.

Sabun ve Merhem Yapım Atölyesi, 5 Kasım Pazar, Atölye Yoga’da

Kır Çocuklarından merhabalar,

5 Kasım Pazar günü

  • Özgen ile ‘Doğal SABUN Yapım Atölyesi’ 11:00- 14:00
  • Ceyhan ile ‘Şifalı Bitkileri Tanıma ve Doğal MERHEM Yapım Atölyesi’ 14:30- 17:00

1016880_638821546183707_699386790_n   936471_638821789517016_1734463312_n fotoğraf: Filiz Telek

KAYIT FORMU: 5 Kasım Kır Çocukları Atölyesi Kayıt Formu

NE ZAMAN: 5 Kasım 2017, Pazar (sabun: 11:00- 14:00, merhem: 14:30- 17:00)
NEREDE: Atölye Yoga, Güvenlik Caddesi, 125/3 A. Ayrancı, Ankara
İLETİŞİM: Nihal Poyraz Temürcü: nihalpt@gmail.com, 533 211 60 82

HAKKIMIZDA: Tahtacıörencik köyünde doğayla uyumlu yaşam ve üretim pratiklerini uygulamaya ve yaygınlaştırmaya çalışan bir grubuz. Küçük ölçekli aile çiftçiliği, doğal tarım, permakültür, doğa koruma, toplum destekli üretim, barışçıl iletişim, armağan ekonomisi gibi alanlarda tekrarlanabilir modeller oluşturmaya çalışıyoruz.
https://kircocuklari.wordpress.com/

Not1: Atölye katkısı için ARMAĞAN EKONOMİSİ uygulamasına devam ediyoruz.
Not2: En fazla 15 katılımcı olacaktır.
Not3: İptalleri en az 3 gün öncesinden bildirmenizi rica ediyoruz.
Not4: Atölye yetişkinlere yöneliktir.

Soğuk yöntem SABUN YAPIM ATÖLYESİ: Evde kendi sabununuzu yapmak istiyorsanız işte sizin için Kır Çocukları’ndan keyifli, pratik ve uygulamalı bir atölye! En temel formülasyon üzerinden tamamen doğal malzemeler kullanarak, hammaddeleri tanıyarak, reaksiyona bakarak sabun yapımını öğrenecek, dilerseniz sabununuzu doğal yağlarla kokulandırıp, kuru çiçeklerle zenginleştirebileceksiniz.

Doğal MERHEM YAPIM ATÖLYESİ: Kır Çocukları merhemleri nasıl yapılıyor? Aynısafa bitkisini, mürver yaprağını, sarı kantaron yağını, doğal balmumunu tanıyacağız. Farklı bitkilerin etken maddelerinin bitkisel yağlara geçirme yöntemlerini (soğuk maserasyon, güneşte ve ısıyla infüzyon) göreceğiz. Hep birlikte doğal merhem yapacağız: Ocakta Benmari usulü ısıtarak infüzyon, süzme, balmumuyla kıvam kazandırma, uçucu yağ ekleme ve merhem kavanozlarına aktarma.

ATÖLYELER İÇİN KATKINIZ NE OLABİLİR?

Kır Çocukları olarak bütün faaliyetlerimizi armağan ekonomisi* içinde gerçekleştirmeye niyet ediyoruz. Bizim gönlümüzden geçen taban katkı payını size bildiriyoruz. Atölyeler sırasında sizinle paylaşacağımız bilgi ve deneyimlerimiz, zamanımız, sohbetimiz ve muhabbetimiz ve atölye sırasında ürettiğimiz bir sabun veya bir merhem ise size armağanlarımız oluyor. Yaptığımız işleri çok seviyoruz ve bunlar yoluyla doğaya ve insanlara katkı verebilmek bize büyük mutluluk veriyor. Bu armağanların en çok paranın bulunduğu yerlere değil, en çok ihtiyaç duyan insanlara ve yerlere gitmesini arzuluyoruz. Ancak yapageldiğimiz güzel şeyleri yapmaya devam edebilmek için bizim de ‘almaya’ ihtiyacımız var:
Her şeyden çok insanların güvenine ve moral desteğine ama aynı zamanda da maddi ve parasal desteğe. Çünkü üretimlerimiz için gereken hammaddelerden tutun yol giderlerine kadar pek çok şey için masraflarımız oluyor. Ve tabi ki hayatımızın geri kalan alanlarını idame ettirebilmek için de.
GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN KATKI MİKTARLARI:
– Sabun atölyesi için 60 TL.  Size atölyede birlikte üreteceğimiz sabunlardan bir adet sabun hediye edeceğiz.
– Merhem atölyesi için 60 TL. Size atölyede birlikte üreteceğimiz merhemlerimizden bir adet merhem hediye edeceğiz.
Sizler bize katılmakla zaten bir armağan sunmuş olacaksınız. Bunun dışında, sizlerle paylaşacaklarımıza karşılık ve bizi desteklemek için içinizden gelen her türlü armağanı da minnetle kabul edeceğiz. Elbette ihtiyaçlarınız ve maddi durumunuza bağlı olarak belirtilen rakamın altına inebilir ve hatta hiçbir ödeme yapmamayı da seçebilirsiniz. Ya da bizi desteklemek için belirtilen miktarının üstüne çıkabilirsiniz. Topluluk bilinci içinde herkesin ihtiyaçlarının karşılanacağı stratejiler bulacağımıza inanıyoruz.
Atölye Yoga‘da yapacağımız sabun ve merhem atölyeleri için aşağıdaki kayıt formunu doldurabilirsiniz. Size ileteceğimiz hesap numarasına atölye katkı payını yatırmanızı rica edeceğiz. Atölyeleri sunacağımız mekanın kapasitesi sınırlı ve katılmak isteyen herkese alan açmak istiyoruz. Ekip olarak zamanımızı verimli geçirmeye de ihtiyacımız var.  Kaç kişi katılacağını bilirsek ona göre hazırlık yapacağız.
ayrıca bakınız:
https://kircocuklari.wordpress.com/
http://tahtaciorencik.org/
https://ankaradbb.wordpress.com/2011/08/01/tadya/
__________________________________________________________________________________
* “Armağan ekonomisi, insanların vermek üzere bu dünyaya geldikleri armağanları keşfettikleri, bu armağanları bütünün hayrına özgürce, koşulsuz olarak ve severek verdikleri ve kendilerine verilen tüm armağanları da (hava, su, gıda, sağlık, dostluklar, öğretiler, dayanışma, ve hatta para ve aklınıza gelebilecek herşey) şükran ile kabul ettikleri bir sistemdir.” (http://surdurulebiliryasam.wordpress.com)

Kır Çocukları Güz Buluşması – Yürüyüş ve Meditasyon (22 Ekim 2017 Pazar)

1a Copy of P1430120

NE ZAMAN: 22 Ekim Pazar
NEREDE: Tahtacıörencik Köyü, Güdül, Ankara.

Kışa geçerken bir araya gelip, Tahtacıörencik Köyü civarındaki Süvari Çayı ve yukarıdaki tepelerde yürüyüş yapacağımız meditasyon ve Dharma sohbeti etkinliğine sizleri davet ediyoruz.

Yürüyüş zorluk derecesi : Orta
Tahmini yürüyüş mesafesi : 6 km

NOT 1: Etkinlik yalnız YETİŞKİNLERE YÖNELİKtir.
NOT 2: Organizasyonun verimli olması için KAYIT GİRİLMESİ MECBURİDİR.
NOT 3: İptalleri en az 3 gün öncesinden bildirmenizi rica ediyoruz.

NASIL: Ortak araçla gelmek isteyen kişi sayısına göre 19 veya 27 kişilik bir midibüs kiralayacağız. Geziye katılmak istiyorsanız kayıt formu ile bilgilerinizi bize iletmenizi rica ediyoruz. Kendi aracınızla gelmeyi düşünüyorsanız da lütfen formu doldurunuz ki organizasyonu daha iyi planlayabilelim. KATILIMCI SAYISI 25 ile sınırlı olacaktır.

KAYIT FORMU: 22 Ekim Güz Buluşması Kayıt Formu DİKKAT: ASKIDA GEZİ uygulaması var, ayrıntılar aşağıda.

BİZ KIR ÇOCUKLARI KİMİZ?
kircocuklari.wordpress.com/merhaba/ ve https://tahtaciorencik.org/tadya-ureticileri-ve-urunleri/

Tahtacıörencik Köyünde, doğayla uyumlu yaşam ve üretim pratiklerini uygulamaya ve yaygınlaştırmaya çalışan bir grubuz. Küçük ölçekli aile çiftçiliği, doğal tarım, permakültür, doğa koruma, toplum destekli üretim, barışçıl iletişim, armağan ekonomisi gibi alanlarda tekrarlanabilir modeller oluşturmaya çalışıyoruz.
YÖRE HAKKINDA KISA BİLGİ
Karadeniz geçiş kuşağını yansıtan geleneksel taş/kargir evleriyle, onlarca farklı balık ve tatlısu canlısını barındıran ve Ankara’nın belki de en temiz akarsuyu olan Süvari Çayı ile Tahtacıörencik Köyü burası. Köyde son yıllarda hem doğa koruma hem de ekolojik gelişim yönünde önemli gelişmeler oldu. Doğal tarım ve hayvancılıkta önemli mesafe kat edildi. Ankara’lıların güvenilir, doğal gıdalara erişimi için önemli bir model oluşmaya başladı. Köydeki çalışmalarla ilgili bilgileri http://tahtaciorencik.org adresinde görebilirsiniz.
PROGRAM
09:00: Ortak araçla Kumrular Sokak’tan çıkış
Kumrular= 9:00
Milli Kütüphane= 9:05
Armada= 9:10
Carrefour= 9:20
Optimum karşısı= 9:30

10:30 Güdül’de kısa bir ihtiyaç molası ve bilgilendirme: Kendi aracıyla gelenlerle 10,30’da Güdül merkezde buluşuluyor, kahvede beklenip, geleneksek Güdül leblebicisi ziyaret ediliyor.

11:30: Kır Çocukları arazisine varış: Arazi tanıtımı, sohbet

12.30 – 13.30 Piknik: Getirdiğimiz yiyeceklerimizi paylaşıyoruz, birlikte kır sofrasında. Çay ve bitki çayı ikramı

13.30 – 16.00 Yürüyüş, meditasyon ve Dharma sohbeti (Rehberler: İlker Bekarslan ve Özgürel Başaran)

16.30 Köye dönüş

16.30 – 17.30 Köy pazarından alışveriş imkanı ve üreticilerle sohbet

17.30 Ortak araçla Ankara’ya hareket (en geç 19:30’da Ankara’da olacak şekilde dönüş).

KATILIM ÜCRETLERİ (Ödemeyi gezi günü köyde yapabileceksiniz.)
-Etkinlik katılımı: 35TL
-Toplu araçta koltuk başına ücret: 30TL ya da 35TL (katılımcı sayısına göre)
KISACA:
ortak araçla gelecek olan katılımcılar için toplam gezi ederi: 65TL ya da 70TL katılımcı sayısına göre)
kendi aracı ile gelen katılımcılar için: 35TL

Bu gezide ASKIDA sistemi var.
ASKIDA GEZİ’ye destek verebilirsiniz: gelmek isteyip de parasal durumu uygun olmayanları destekleyebilirsiniz. Detaylar katılım formunda, adınız da bizde saklı kalacak, destekleyen ve alan olarak. Askıda gezi isteminizi de bize bildirirseniz, destek varsa yönlendireceğiz.

YANIMIZA NE ALALIM
-Yanınızda taşıyabileceğiniz Piknik için azık,
-Soğuk ve rüzgara karşı koruyabilecek bir mont eldiven ve başlık,
-Yürüyüşe uygun boğazlı bir ayakkabı,
-Yerde oturabilmek için mat veya örtü.
-Su mataramız.
-Bize enerji verecek kuruyemiş, meyve kurusu, meyve gibi yiyecekler.
-Dilerseniz fotoğraf makinemiz, not defterimiz ve kalemimiz.
-Ortak araçta sıcak çay-kahve servisi olMAyacak.

HAVA DURUMU takibi: http://www.accuweather.com/ ve http://tr.freemeteo.com/havadurumu/gudul/current-weather/location/?gid=746497&station=5375&language=turkish&country=turkey ve http://www.mgm.gov.tr/mobile/tahmin-il-ve-ilceler.aspx?m=GUDUL

NOTLAR
– Cep telefonları köyde ve arazide çekiyor, dere ve yürüyüş rotasında çekmeyebiliyor.
– Sigaralarınızı arazide YALNIZCA SİGARAYA AYRILMIŞ ALANDA içmenizi ve izmaritlerini yerlere atmamanızı rica ediyoruz.
– Plastik poşet, pet şişe gibi doğada çözülmesi zor malzemeleri doğaya bırakmamak konusunda hassasiyet rica ediyoruz.
– Arazimizdeki tuvalet kuru kompost tuvalettir, kullanımı hakkında bilgi verilecektir.

İLETİŞİM: 0536 477 44 95 (İlker Bekaslan)

Agroekoloji İçin Yerel Dayanışma Ağları ve DBB Buluşması – 7 Ekim Cumartesi

5-8 Ekim 2017 tarihlerinde, Ankara ve çevresinde, Doğal Besin, Bilinçli Beslenme grubu (DBB) ve Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi’nin (TADYA) ev sahipliğiyle, URGENCI Akdeniz Topluluk Destekli Tarım Ağı’ndan konuklarımızı da içeren bir etkinlik yapıyoruz.
“Öğrenme Yolculuğu” adlı bir URGENCI projesi kapsamında, URGENCI ve FAO’dan konuklarla birlikte Fas, Cezayir, Hırvatistan, Fransa, Mısır (Terre et Humanisme), Makedonya, Lübnan, İspanya, ve belki Yunanistan’dan, agroekoloji ve/veya yerel dayanışma ağları konularında çalışan konukların katılımını bekliyoruz.
Bu faaliyeti, Ankara’da DBB grubunun yıllık toplantısı vesilesiyle yapacağımız bir buluşma ile çakıştırdık. 7 Ekim Cumartesi günü, Ankara’da, Maltepe’deki Yılmaz Güney Sahnesi‘nde, gün boyu sürecek bir etkinliğimiz var:
Öğleden önce “Agroekoloji için Yerel Dayanışma Ağları Buluşması” yapacağız. Halktan, resmi kuruluşlardan, TDT gruplarından, çiftçi ve üreticilerden gelecek katılımlarla geniş bir gruba ulaşmayı umuyoruz. Programda ekolojik arazi yönetimi (agroekoloji-permakültür-bütüncül yönetim-doğal tarım vs.), yerel dayanışma ağlarının önemi, TDT ve katılımcı onay sistemlerinin (KOS) anlatımı, küçük ölçekli çiftçiliğin sorunları ve talepleri gibi konuların sunumu olacak. Akdeniz’li konuklarımızın ve Türkiye’de ilgili konularda çalışan kişi ve gruplar için de poster sunumu imkanı olacak. Günün ikinci bölümünde ise DBB Yönelim Toplantımızı, herkesin katılımına açık şekilde yapacağız. Gün boyunca DBB ağından üreticilerimizin tanıtım ve tadım stantlarını ziyaret edebileceğiz.
POSTER SUNUMU YAPMAK İÇİN:
Etkinlik kapsamında, dahil olduğunuz bir proje veya çalışma ile ilgili poster sunumu yapmak isterseniz, tercihen ctemurcu@gmail.com adresinden (veya 5332119108 telefon numarasından) Ceyhan Temürcü’ye ulaşabilirsiniz. Poster boyutu: A2.
Doğal tarım, ekolojik arazi yönetimi, topluluk destekli üretim ve yerel dayanışma ağlarıyla ilgili herkesi bu buluşmaya davet ediyoruz. Katılım ücretsiz ve salonumuz yeterince büyük, gelmek için kayıt yaptırmanıza gerek yok. Ancak gelmeyi düşünüyorsanız bunu etkinlik sayfasında belirtmeniz öngörü yapabilmemiz açısından yararlı olur: https://www.facebook.com/events/119…
7 Ekim Cumartesi Programı
  • Agroekoloji için Yerel Dayanışma Ağları Buluşması
    • Tematik sunumlar (15’er dakikalık 10 ila 15 sunum)
    • Poster sunumları ve katılımcılar arası serbest deneyim paylaşımı.
  • DBB ağından gelen üreticilerin tadım ve tanıtım stantları.
  • DBB Yönelim Toplantısı (herkese açık)

Kır Çocukları – Tahtacıörencik Gezisi, Yürüyüş ve Meditasyon: 14 Mayıs 2017 Pazar

Bahar geldi, haydi köye gidelim!

14 Mayıs’ta Tahtacıörencik’teyiz, bekleriz. Kayıt formunu doldurunuz, geç kalmayınız.

Yalnızca keyifli bir köy ve doğa gezisi yapmakla kalmayıp, Doğaya, Yaşama ve Emeğe saygılı üretim biçimlerinin korunmasına ve geliştirilmesine katkı sağlayacağız.

10847821_741404799270964_6704551655686167953_n

KAYIT FORMU: TIKLA 14 Mayıs 2017 GEZİSİ 

Önemli not: tüm metni okuyunuz, geziye katılacak arkadaşlarınıza da okutunuz:=) ve Gezi iptallerini en az 3 gün öncesinden bildirmenizi rica edeceğiz.

Dikkat: “uno sospeso”
Gezide ASKIDA GEZİ uygulaması var, ayrıntılar aşağıda.

YÖRE HAKKINDA KISA BİLGİ

Karadeniz geçiş kuşağını yansıtan geleneksel taş/kargir evleriyle, onlarca farklı balık ve tatlısu canlısını barındıran ve Ankara’nın belki de en temiz akarsuyu olan Süvari Çayı ile Tahtacıörencik Köyü burası. Köyde son yıllarda hem doğa koruma hem de ekolojik gelişim yönünde önemli gelişmeler oldu. Doğal tarım ve hayvancılıkta önemli mesafe kat edildi. Ankara’lıların güvenilir, doğal gıdalara erişimi için önemli bir model oluşmaya başladı. Köydeki çalışmalarla ilgili bilgileri ve son haberleri, TADYA (Tahtacıörencik Köyü Doğal Yaşam Kolektifi) ve köyle ilgili bilgiler ve fotoğraflar için: http://tahtaciorencik.wordpress.com/ adresine de bakınız.

Ortak araçla gelmek isteyen kişi sayısına göre 17-19 veya 27 kişilik bir midibüs kiralayacağız. Geziye katılmak istiyorsanız kayıt formu ile bilgilerinizi bize iletmenizi rica ediyoruz. Kendi aracınızla gelmeyi düşünüyorsanız da lütfen formu doldurun, ki organizasyonu daha iyi planlayabilelim. Katılımcı sayısı 35 ile sınırlı olacaktır.

OLASI PROGRAM

  • 9:00: Kumrular Sokak’tan ortak araçla çıkış (sizi Milli Kütüphane, Armada, Carrefour veya Optimum karşısından da alabileceğiz)
  • Güdül’de kısa bir çay molası ve bilgilendirme. (kendi aracı ile gelenler için 10:15’te Güdül merkezde buluşuluyor)
  • 11:00: Köye geliş, köylü ve üretici arkadaşlarla kısa sohbet
  • 11:30: Kır Çocukları arazisine yürüyüş.
  • 12:00: Kır Çocukları arazisinde öğle yemeği
  • 13:30-17:00: Seçenekli etkinlikler
    • Süvari Çayı kıyısında serbest gezinti
    • Yürüyüş, meditasyon ve Dharma sohbeti (Rehberler: İlker Bekarslan ve Özgürel Başaran)
    • Kır Çocukları arazisinde çevreyi ve yabani otları tanıma (Rehber: Ceyhan Temürcü)
  • 17:30: Köye dönüş ve köy pazarından alışveriş imkanı, muhabbet
  • En geç 19:30’da Ankara’da olacak şekilde dönüş.

Gezimizde köydeki üretici arkadaşlarımızla tanışacağız, üretim alanlarını ziyaret edeceğiz, serbest gezinen Ankara keçilerine, kara sığırlara, köy tavuklarına tanıklık edeceğiz. Üreticilerle konuşacağız, ihtiyaç duyduğumuz doğal gıdaların üretimi ve bunlara aracısız erişim konusunda konuşacağız.
DSC06497.JPG    13716078_1123520457707983_5372329788361381095_n.jpg   P1430119

Köy pazarı ve Süvari Çayı kıyısı

ÖĞLE YEMEĞİ VE İKRAMLAR

Öğle yemeği (Sevgili Tahtacıörencikli yetenekli kadınları Nursemin, Gülay, Müzeyyen Hanımlar yemeğimizi pişirecekler):

  • Tarhana çorbası
  • Bazlama arası ızgara sucuk
  • Yaprak sarma (etsiz, bulgurlu)
  • Ayran
  • Yemek sonrası çay

 

KATILIM ÜCRETLERİ

Ulaşım

Toplu ulaşım (sayımıza göre 19 veya 27 kişilik araç): Koltuk başına 30 TL (Çocuklar için koltuk gerekmezse, çocuğunuz kucakta gelecek ise, yol masrafı olmayacak.)

Masraflar, yemek ve Kır Çocukları ortak havuzuna* katkı:

Yetişkinler: 45 TL,
7-12 yaş arası çocuklar: 25 TL,
6 yaş ve daha küçükler: ücretsiz.

ve isterseniz gönlünüzden geçen katkı.

Özetle:
Ortak araç ile gelecek katılımcılar için, yetişkin 75 TL, 7-12 yaş 55 TL, 6 yaş ve küçükler ücretsiz. Kendi aracı ile gelecek olan katılımcılar için, yetişkin 45 TL, 7-12 yaş 25 TL, 6 yaş ve küçükler ücretsiz. Ödemeyi gezi günü, köyde yapabileceksiniz.

* Yol ve yemek masraflarından geriye kalan katkılar Kır Çocukları ortak alanının masrafları için kullanılacaktır.

“UNO SOSPESO”

Bu gezide ASKIDA sistemi var. 
ASKIDA GEZİ’ye destek verebilirsiniz: gelmek isteyip de parasal durumu uygun olmayanları destekleyebilirsiniz. Detaylar katılım formunda, adınız da bizde saklı kalacak, destekleyen ve alan olarak. Askıda gezi isteminizi de bize bildirirseniz, destek varsa yönlendireceğiz.

YANIMIZA NE ALALIM?

  • Su mataramız (köyde suyumuzu çeşmelerden doldurabileceğiz).
  • Yedek giysiler, şapka, mevsime uygun giysiler.
  • Bir çift yedek ayakkabı, mümkünse su geçirmeyen çizme.
  • Bize enerji verecek kuruyemiş, meyve kurusu, meyve gibi yiyecekler.
  • Dilerseniz gezi hafızası için, fotoğraf makinemiz, not defterimiz ve kalemimiz.
  • Ortak araçta gelecekseniz ve küçük çocuklarınız için oturma yeri istiyorsanız yanınızda çocuk koltuğunuzu getirebilirsiniz.
  • Ortak araçta sıcak çay-kahve servisi olMAyacaktır.
  • Üretici arkadaşların kullanması için cam kavanoz, viyol (yumurta kabı) getirebilirsiniz.
  • Yürüyüşe katılacaksanız, uygun boğazlı bir ayakkabı
  • Meditasyona katılacaksanız, yerde oturabilmek için mat veya örtü.

NOTLAR
(Lütfen bu notları geziye katılan arkadaş ve eşiniz ile de paylaşınız)

  • Cep telefonları köyde ve Kır Çocukları arazisinde çekiyor, Süvari Çayı kenarında çekmeyebilir.
  • Sigaralarınızı tenha ve çocukların göremeyeceği bir uzaklıkta içmenizi ve izmaritlerini yerlere atmamanızı rica ediyoruz. Kır Çocukları arazisinde bunun için ayrılmış gölgelik alan mevcuttur.
  • Plastik poşet, pet şişe, plastik top gibi doğada çözülmesi zor malzemeleri doğaya bırakmamak konusunda hassasiyet rica ediyoruz.
  • Arazimizdeki tuvalet kuru kompost tuvalettir, kullanımı hakkında bilgi verilecektir.

GEZİ İletişim: Nihal POYRAZ TEMÜRCÜ, nihalpt@gmail.com, 533 211 60 82

ÖNEMLİ NOT: Tüm metni okuyunuz, geziye katılacak arkadaşlarınıza da okutunuz:=) ve Gezi iptallerini en az 3 gün öncesinden bildirmenizi rica edeceğiz.

KÖYDEN ÜRÜN TEMİNİ
Gezi günü köydeki üretici ailelerden ürün temin edebilirsiniz. TADYA (Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi) üreticilerine ÖN SİPARİŞ de verebilirsiniz. TADYA kolektif üyeleri ve iletişim bilgileri:

Peki ama kim bu Kır Çocukları?https://kircocuklari.wordpress.com/merhaba/

ve HAVA DURUMU takibi: http://tr.freemeteo.com/havadurumu/tahtaciorencik/7-days/list/?gid=739145&language=turkish&country=turkey