Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy’de Müze gezisi-keyfi ve Kır Çocukları ile ‘Şifalı Bitkileri Tanıma ve Doğal Merhem Yapım Atölyesi’ 22 Ağustos 2016, pazartesi

 

Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy keyfi ve Kır Çocukları ile ‘Şifalı Bitkileri Tanıma ve Doğal Merhem Yapım Atölyesi’

NE ZAMAN: 22 Ağustos 2016, Pazartesi – 11 :00-18:30

NEREDE: Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy, Beypazarı’na bağlı Macun Köy

ILETİŞİM: 0505 771 12 79 ve thbmuzesi@gmail.com

PROGRAM 

not: ayrıca metnin sonunda yer alan detaylara da göz atınız, çünkü güzellikler detaylarda gizli.
•11:00 Anadolu Açık Hava Müzesinde buluşup çay ve atıştırmalıklar eşliğinde TANIŞMA ve BİLGİlendirme.
•11.30 MÜZE gezisi
•13.30 YAŞAYAN MUTFAKta öğle yemeği
•14:30-16:30 MERHEM YAPIM atölyesi (atölye yetişkinler için kurgulanmıştır)
•16:30-17:00 Çay molası
•17:00-18:00 Geleneksel yaşamda ÇOCUK OLMA DENEYİMLERİ: Gıcındırık ve muhtelif oyunlar
•18:00 Anadolu Açık Hava Müzesine veda
•18: 15 YAŞAYAN MÜZE ziyareti

ETKİNLİK ÜCRETİ
Yetişkinler için tüm program 120TL
6-12 yaş 25TL
0-6 yaş ücretsiz

Etkinlik katılımı için kayıt yaptırmak mecburidir.

KAYIT FORMU: YAŞAYAN KÖY-KIR ÇOCUKLARI KAYIT FORMU

Müze HAKKINDA
Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy, geleneksel Anadolu konut mimarisini merkez alarak Anadolu kırsal hayatını sergileyen uygulamalı kültür müzesidir. www.yasayankoy.com facebook: YAŞAYAN KÖY

yaşayan köy resim

Kır Çocukları HAKKINDA
Doğayla uyumlu yaşam ve üretim pratiklerini uygulamaya ve yaygınlaştırmaya çalışan bir küçük grup. Kır Çocukları ekibi, Ceyhan, Nihal, çocukları Aral ile Ilgaz’la birlikte İstanbul’dan kalkıp Temürcülere katılan Özgen’den oluşuyor. KIR ÇOCUKLARI

YOL TARİFİ: Shell benzillikten önceki kavşaktan sağa dönüp Tekke dağı, Yaşayan Köy ve diğer köylerin ulaşım bilgisinin verildiği yoldan düz devam edeceksiniz. Yaklaşık 8 km hiçbir yöne sapmadan bu yolu takip edeceksiniz. Yolda gözünüze Yaşayan Köy tabelaları ilişecek. Bu yönlendirmeler sayesinde ulaşımınız kolaylaşacak. Google map için :
YAŞAYAN KÖY YOL Google Haritalar’da yerel işletmeleri bulun, haritaları görüntüleyin ve yol tarifleri alın.

Güzellikler DETAYLARda gizli:

Ankara’nın trafiğine, sıcaktan erimiş asfaltına veda edip gerçekten şiir gibi bir manzara eşliğinde yapacağınız yolculukla Beypazarı tabelalarını izleyerek Anadolu Açık Hava Müzesinin kocaman kuzulu kapısına varacaksınız. Beypazarı’ndan atölyemize katılmak isteyen ne kadar şanslı, varın siz düşünün. Tabii belki Güdül’den, Ayaş’tan, Çayırhan ve Nallıhan’dan atölyemize katılmak isteyenler de olacaktır.
Kapılar açıldığında BAMBAŞKA BİR DÜNYAya adım atmış olacaksınız. GELENEKSEL ANADOLU EVLERİ tüm kadimliği, yalınlığı, kimi zaman heybeti ile sizi selamlayacak. Her biri birbirinden değerli olan müze evlerini ziyaret edeceksiniz. Ziyaretçilerimiz için hazırladığımız sesli rehber kulaklarınızda olacak. Sonra, GÜZEL ve SAĞLIKLI YEMEKLER yiyeceksiniz. Çocuklarınızla oyunlar oynayabileceğiniz geniş alanlarda eğlenceniz ve neşeniz bol olacak. Gıcındırık ve muhtelif oyunlarla GELENEKSEL YAŞAMDA ÇOCUK OLMA DENEYİMLERİni tadacağız. Yorulduğunuzda, sıcaktan bunaldığınızda emme basma tulumbanın başına geçip kana kana su içecek, soğuk suyu yüzünüze çarpacak, serinleyeceksiniz.
Kır Çocuklarından Ceyhan ve Nihal ile “Şifalı Bitkileri Tanıma ve Doğal MERHEM Yapım Atölyesi”nde, bitkilerin şifası hakkında konuşacak, onların merheme dönüşüm sürecini öğreneceğiz. Teorik bilgilerin yanı sıra uygulama ve örnekler ile kendi merhemimizi yapmaya adım atacağız. Taze bitkiler, soğuk pres yağlar, doğal balmumu ve uçucu yağlardan oluşan merhemlerin yapım aşamalarını ve önemli ipuçlarını uygulamalı olarak göreceğiz.
Ruhumuz, aklımız, bedenimiz, gözlerimiz ayrı ayrı beslenecek gördükleri, duydukları, öğrendikleri, deneyimledikleri sayesinde.

Doğal Yapı Atölyesi: Ahşap ve Saman Balyası

banner

Kır Çocukları Ekolojik Çiftlik Evi / Tahtacıörencik Köyü, Güdül-Ankara

23 – 31 Temmuz 2016 (9 gün)

Hem profesyonel eğitim hem de topluluk desteği içeren bu atölye ve eğitim çalışmasında, teorik bilgilerin uygulanması yoluyla Kır Çocukları çiftlik evinin olabildiğince çok duvarını yapmaya ve üzerini kapatmaya odaklanacağız. Ahşap konstrüksiyon, saman balyası ve şerbetli saman tekniklerini öğreneceğimiz, ayrıca kerpiç tuğla ve sıva denemeleri yapacağımız bu atölyenin ardından, şartlar izin verirse Ekim ayında da doğal sıva ve yeşil çatı atölyesi düzenlemeyi de planlıyoruz.

Saman, her sene yeniden yetişen doğada çözünene dek fazlasıyla karbon depolayan bir malzemedir. Bu nedenle, yerel çevreden edinilen buğday ve tritikale sapları ile yapılan saman balyası duvarlar yapının ekolojik ayak izini azaltır ve ısı izolasyonunu artırır.

Temeli ve taş subasman duvarları geçen yıl yapılan evin inşası 2016 yaz ve güz dönemlerinde devam edecek. Fransa’da kabul görmüş standartlara uygun şekilde ahşap karkas yapıp, duvarlarda ve çatıda dolgu malzemesi olarak saman balyaları kullanacağız. Daha sonra yapılacak sıva atölyesine hazırlık olarak saman balyalarının yüzeyini hazırlayacak ve toprak, saman, kum ve kireç taşı kullanarak kerpiç tuğla, sıva ve harç denemeleri yapacağız.

Atölye çalışmasında teorik ve uygulamalı eğitimler Matthieu Pedergnana tarafından verilecek, destek ekibinde Ece Aslan, Faustin Guitton, Selda Bozbıyık, Dominique Berger, Nihal Poyraz Temürcü ve Ceyhan Temürcü bulunacak. Eğitimler İngilizce ve Türkçe iki dilli olacak. Eğitimin günlük program detaylarını da yakında duyuracağız.

Her günün program iki parçadan oluşacak:

  • Sabah ve akşamüstü toplam 6 saat pratik uygulamalı dersler
  • Öğleden sonraları 2 ila 3 saatlik teorik sunumlar/dersler.

Teorik ve uygulamalı olarak göreceğimiz ana yapım teknikleri:

  • Toprağın test edilmesi
  • Saman balyalarının kesimi ve yerleştirilmesi (dış duvarlar ve çatı)
  • Şerbetli samanın (hafif kerpiç) karılması ve duvar olarak uygulanması (iç duvarlar)
  • Ahşapla çalışma, karkas konstrüksiyonu, çatı kurulumu
  • Yapım hızına ve ilerleyişine göre belirlenen diğer teknikler: örn. kerpiç tuğla hazırlama, toprak sıva, yeşil çatı…

Çalışma farklı evrelerden oluşacak ve bütün katılımcılar tüm teknikleri görüp uygulamaya katılabilecek. Elektrik ve su tesisatı için gerekli yapım hazırlıklarını görme imkanı da olacak. Ayrıntılı atölye programımız BU BAĞLANTIDA.

Program bir bütün oluşturduğu için kısmi katılım seçeneği uygun olmayacak. Katılımcılara Matthieu Pedergnana imzalı katılım belgesi verilecek.  

Atölye boyunca ayrıca Kır Çocukların arazisindeki diğer çalışmaları da (ekolojik arazi tasarımı, permakültür uygulamaları, bahçe-bostan, ürün hazırlama vs.) gözlemleyebileceğiz. Öğle saatlerinde ve akşamları fırsat buldukça sohbetler, çevre gezileri, topluluk oyunları ve çevre gezileri yapacağız.

1. Evre: Şantiyenin ve malzemelerin hazırlanması

  • Şantiye hazırlığı
  • Ahşap parçaların önceden birleştirilip hazırlanması

2. Evre: Ahşap yapı (strüktür)

  • Ahşap hatılların ve balya panellerinin temele bağlanması
  • Ahşap karkas yapının inşası

3. Evre: Duvar yapımı

  • Saman balyalarının yerleştirilmesi
  • Duvarın sıva için hazırlanması
  • Şerbetli samanla iç dolgular

4. Evre: Çatı yapımı

  • Ahşap çatının çakılması
  • Saman balyaların hazırlanması ve yerleştirilmesi
  • Çatı üzerinin kapatılması

Sunumlar/teorik eğitimler

Pratik uygulamaların yanı sıra, katılımcıların istekleri/ihtiyaçları ve eğitmenlerin önem verdiği çeşitli konular üzerinde sunumlar yapılacaktır:

  • Biyoiklimsel tasarım
  • Toprakla yapım teknikleri
  • Geleneksel mimari
  • Doğal yapı malzemelerinin teknik özellikleri
  • Saman balyası ve şerbetli saman ile ilgili standartlar
  • Depreme dayanıklı yapı inşa etme yöntemleri
  • Doğal ve enerji verimli yapılarda detay çözümleri vb.

Ücret ve başvuru

Atölyenin ücreti kişi başı 520 TL’dir. Bu ücrete 22 Temmuz (akşam) – 1 Ağustos (sabah) arası sabah, öğle, akşam yemekleri dahildir.

Güvenlik nedeniyle çocukları ve 18 yaşından küçük katılımcıları kabul edemiyoruz.

Atölye ücretinden gelen gelir eğitmenin ve yardımcılarının emekleri için, yemek ve ulaşım masraflarının kısmen karşılanması için ve 3 kişiye ücretsiz-burslu katılım imkanı sağlanması için kullanılacaktır. Burslu katılım kotamız dolmuştur.

> Atölyeye katılmak için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz:

 BAŞVURU FORMU

Konaklama, yemek ve diğer imkanlar

Katılımcılar çiftlik arazisinde, çadırlar için ayrılmış bir alanda kalabileceklerdir. Katılımcılardan kendi çadırlarını ve uyku malzemelerini getirmelerini rica ediyoruz.

Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri Kır Çocukları ekibi tarafından sağlanacaktır. Ayrıca aralarda, çay, kahve ve atıştırmalıklar sunulacaktır. Yemekle ilgili bir alerjiniz varsa lütfen bunu başvuru formunda belirtin.

Tuvaletler, duş, ortak kullanım alanları, İnternet erişimi gibi olanaklarla ilgili olarak Kır Çocukları Gönüllü ve Ziyaretçi Rehberi‘ni okumanızı rica ediyoruz. Yemek yapımı, bulaşık ve çiftliğin diğer bakım işlerine katılım hariç, oradaki bilgiler atölye katılımcıları için de geçerli olacaktır.

Ne getirilmeli?

Çalışma alanında kirlenebilecek kıyafetler, çalışma için uygun ayakkabılar (sandalet uygun değildir), çalışma eldivenleri, şapka, defter, termos veya su şişesi, çevre için toksik olmayan sabun/şampuan, gerekli olan kişisel eşyalarınız ve pozitif enerji🙂

Kır Çocukları’ndan ve TADYA’dan havadisler

Son zamanlarda sadece ürün listeleri ve sipariş formlarıyla karşınıza çıkar olduk. Oysa önceleri köyden haberler de verirdik. Bir şeyler olmaya devam ediyor ama yazmaya pek fırsat bulamadık.
 
Aile olarak köyde ikinci kışımız. On gündür çok soğuktu havalar, bugün kar yağışıyla birlikte ayaz kırıldı. Odun ve soba konusunda geçen yıla göre daha deneyimliyiz. Destek ve refakat çağrılarımıza yanıt veren dostlar bizi yalnız bırakmıyor, yaşamımızı paylaşıyorlar. Ev hallerimiz aşağı yukarı belli ama her günümüz birbirinden farklı. Üreterek, üretime katılarak kazandığımız parayla bir çiftlik evi yapmaya çalışıyoruz. Kış girdiğinden beri ev yapımına ara verdik. Şimdiye kadar taş subasman yapıldı. Nisan ve sonrasında ahşap işleriyle devam edeceğiz.
 
Köydeki kolektif çalışmalara (TADYA) gelince; Orkun ile Özge’nin kışı Ankara’da geçirmesinden dolayı zorlanmaya başladık ama kargolar ve eve teslim organizasyonlarına devam ediyoruz. Yunus ve babası Ahmet Amca yeni arazilerine taşınalı beri daha yorgun ve daha mutlular🙂 Duran ailesi bizim gibi, iki çocukla beraber hayat mücadelesinde, üretimlerini adım adım artırıyorlar. Köy içinde tuttuğumuz TADYA bilgi-belge merkezini de tefriş etmeye başlıyoruz yakında. Köy genelinde bir toplantı yapalım da diyoruz, daha çok insanı doğal üretime teşvik edebilmek için. Bakalım buna zaman bulabilecek miyiz?
 
Kır Çocukları olarak önümüzdeki dönemde imkanlarımız dahilinde üretimimizi artırmaya ve çeşitlendirmeye çalışacağız. Muhtemelen yoğun çalışmaya devam edeceğiz. Bu yazımızda da bu konuya, yani çalışma ve para kazanma konusuna değinmek istiyoruz: Neden para kazanmaya çalışıyoruz? Köyde yaşamanın ve hedeflerimiz için çalışmanın ekonomik maliyetlerini nasıl karşılıyoruz; yani kiminle nasıl çalışıyoruz? Ve yeterince para kazanıyor muyuz?
 
Neden para kazanmaya çalışıyoruz?
 
Toplumun geri kalanından kopuk bir hayat seçmedik, bunun mümkün olup olmadığını da bilmiyoruz. Paranın yenmediğini (genel anlamda paranın kendisinin bir ihtiyaç değil bir araç olduğunu) biliyoruz. Fakat bazı ihtiyaçlarımızı karşılamanın bildiğimiz en etkili yolu parayı kullanmak. Yiyeceklerimizin bir kısmını takasla ediniyoruz ama diğerleri için, başka kullanım malzemeleri için, ulaşım/yakıt için, eğlence için vs. parayı kullanıyoruz. Ama asıl, düşlediğimiz yaşama geçmek, ekolojik bir çiftlik oluşturabilmek için para gerekiyor. Ev yapımının her aşamasına olabildiğince kendimiz dahil olsak da, ruhsattan temel kazmaya, taş duvar örmeden borulara, ahşaptan yalıtım malzemesine kadar birçok kalem için (bize göre) çok para harcanıyor. Arazinin çitlerinin tamamlanması, sera naylonunun değişmesi, toprak hazırlığı vs. derken de bu masraflı haller devam edecek. Geçen yaz ev yapım sürecinde makul derecede borçlandık, bunları ödemek ve devam edebilmek için çalışıp kazanmamız lazım.
 
Kiminle nasıl çalışıyoruz?
 
Öncelikle evimizin mutfağından çıkan kendi ürünlerimiz var: 13 çeşit merhem, bitki tentürleri, Özgen’in yaptığı sabunlar, doğal kozmetikler, soslar, marmelatlar, sirkeler, doğal destek ürünleri, vs.
 
Sonra, Oğuzhan Çiftliği’nin bir parçasıyız. İdris Oğuzhan ile dört yıldır güzel bir işbirliğimiz var. Soğuk pres bitkisel yağlar, organik tahıllar ve unlar, bal ve pekmez başta olmak üzere, yeni ürünler geliştiriyoruz. Bizler işin daha çok planlama, tohum ve hammadde temini, ürün geliştirme, şişeleme ve paketleme, tanıtım, satış ve alıcılarla ilişkiler kısımlarını üstleniyoruz.Yani olabildiğince İdris Beyi arıları, bitkileri ve pres makinesiyle baş başa bırakmaya çalışıyoruz.
 
Bir de TADYA’nın bir parçasıyız. Bu vesileyle de DBB ağına dahiliz. TADYA belirli aralıklarla Ankara’da eve teslim dağıtım yapıyor. DBB ağındaki birçok arkadaşımız ürün alımı yoluyla bizi destekliyor. Bazı arkadaşlarımız zaman zaman ön ödeme desteği veya uzun vadeli kredi desteği de sunuyor.
 
TADYA içinde oturtmaya çalıştığımız çalışma ilkelerimiz var. TADYA eve teslim organizasyonlarında, köy üreticilerinden – biz dahil – ürünlerini yüzde 20 ila 30 (paketleme durumuna bağlı olarak) iskontoyla alıyoruz. Bu paydan dağıtım maliyetlerini (yakıt, amortisman, yemek vs.) karşılıyoruz. Artanından emek verenlere (sipariş formu oluşturma, dağıtım, iletişim, ödeme takibi vs.) emek saatleri oranında ödeme yapıyoruz. Yine artan para olursa şimdilik üreticiler arasında pay ediyoruz. Kır Çocukları kargo gönderimlerine diğer TADYA ürünlerini dahil ettiğimizde de benzer bir yol izliyoruz. Sadece burada işin emek kısmını şimdilik bütünüyle biz üstleniyoruz.
 
Zaman zaman şifalı bitkiler, merhem ve sabun atölyeleri yapıyoruz. Bunlar da bize ekonomik yönden katkı sağlıyor.
Yeterince kazanıyor muyuz?
 
Şu anda tam bilmiyoruz. Yazın yaptığımız arazi çalışmaları ve aldığımız yapı malzemelerinden dolayı biraz borcumuz var. Eğer Mayıs ayında bunları kapatmış olur, ayrıca seranın hazırlanması, çitin tamamlanması ve ev yapımına devam etmek için (ahşap, aletler, saman balyaları vs.) paramız olursa “evet” diyeceğiz. Bu masraflarımız olmasa kesinlikle evet derdik; bizi geçindirecek kadar kazanabiliyoruz.
 
Özetle, kırsalda sakin ve yavaş bir yaşamın peşindeyken, epey hızlı ve koşturmacalı bir yaşamın içindeyiz. Ama umutluyuz, her tür enerjinin daha verimli kullanıldığı, daha bir kendine yeterli, başka oluşumlarla dayanışma içinde ve doğal döngülerle uyumlu olan bir küçük çiftlik yaşamını ufukta görüyoruz🙂 Dostlar sağ olsun.

Kaş yapayım derken göz mü çıkarıyoruz?

Aşağıdaki yazı 13 Mayıs 2015’te yazıldı. Bir yılı aşkın süredir düzenlenip yayınlanmayı beklerken, geçen gün yazım hatalarını düzeltmeden yanlışlıkla yayınlamışız. Birkaç düzenleme yapıp son haline getirdik:

===============================

Çiftliğimiz, çiftlik evimiz ufukta göründü. Yol, su, çit, arazi hazırlığı tamam gibi. Evimizin de temelini de atmak üzereyiz. Başarabilir miyiz bilmiyorum ama bu yaz sebze üretmek için çalışıyoruz. Biraz olsun durup düşünmenin zamanı – durabilirsek…

Yola çıkarken düşlediğimiz gibi, gerçekten de “ekolojik” bir çiftlik, bir ev, bir üretim alanı oluşturabilecek miyiz? Yoksa bu alanı oluştururken, burada yaşayıp üretirken çevreye, doğaya, ekolojik döngülere zarar mı vereceğiz?

Çiftçiliğin içinde, hangi ölçekte olursa olsun, sadece yaşatmak ve büyütmek yok. Öldürme de var. Hasat/kesim bir yana, istediğimiz canlıları yaşatmak ve çoğaltmak için pek çok başka canlıyı yok etmemiz veya alandan uzaklaştırmamız gerekiyor. En basitinden, bir sıra sebze ekmek için toprağı kazdığımızda onlarca böceği, yüzlerce otu, belki milyonlarca mikroorganizmayı yok ediyor veya yerinden ediyoruz. Yabani otları yolmamız, “zararlı” böcekleri, köstebekleri, fareleri yok etmemiz veya kaçırmamız gerekebiliyor. Sistemik kimyasallarla ve toprağa yoğun müdahalelerle yapılan konvansiyonel veya endüstriyel tarımdan söz etmiyorum; bunlar ekolojik-organik-doğal tarımın içinde de var.

Arazi hazırlığı, altyapı ve bina yapımı aşamalarında doğal yapılara ve canlılara verilen zararlar daha da büyük boyutlarda. Son haftalarda arazimizdeki çalışmalarda (göletin genişletilmesi, yolun açılması, tarlanın sürülmesi ) bu hasarları üzülerek gözlemledim. Kepçe çalışması sırasında onlarca çalı ve bir miktar genç ağaç kökünden söküldü. Hem bizim, hem de kısıtlı zamanlarda zar zor araziye getirdiğimiz kepçecinin işleri çok yoğundu ve bir yandan da zamana karşı yarıştık. Çoğu durumda zengin yüzey toprağını kenara ayırmaya zaman bile bulamadık. Aşağıda kökünden sökülmüş bir karaçalı görüyorsunuz.

DSC01690  DSC01688

Arazideki tarlaların, geçen yıl da bir kez sürülmüş olan toplam 3 dönüm toprağın üzerinde, sürülmeden önce çeşit çeşit otlar, çiçekler, bunların üzerinde ve dibinde renk renk böcekler, taşların altında örümcekler, karıncalar, kırkayaklar, çıyanlar ve adını sanını bilmediğim yüzlerce canlı vardı. Bilmem kaç beygir gücündeki koca bir traktör hepsini birkaç saat içinde yok etti, böceklerin yuvalarını başlarına yıktı. Sonunda da hedeflendiği gibi, sebze yetiştirmek için uygun bir toprak oluştu:

DSC01689

Arazi ve ev hazırlıklarımızda başka “sevimsizlikler” de var: Polietilen su boruları, plastik damla sulama ekipmanı, sera naylonu, plastik viyoller, gölet tabanına su sızdırmaz EPDM membran, müstakbel evimizin eli kulağındaki beton temeli, domuzları ve otlayan hayvanları uzak tutmak için tel örgü çit…

DSC01686 DSC01687    DSC01695 DSC01696

Bir yandan da sezgilerimiz, bilgilerimiz ve gözlemlerimiz, orta ve uzun vadede doğanın lehine işler yaptığımız söylüyor bize. Bunu görmek için önce kırsal alanlardaki toprağın, arazilerin durumuna bir bakmakta yarar var.

Köylerin çevresindeki arazilerde, orman tabanları dışındaki pek çok alanda toprak “hasta” diyebileceğimiz ölçüde doğal halinden uzaklaşmış durumda. Yüzlerce yıllık süreç içinde, ormanlar ve ağaçlık alanlar insan baskısıyla iyice azalmış. Bu da toprağın humusa dönüşecek malzemelerden (yapraklar, yabani hayvanların dışkıları ve artıkları) mahrum kalmasına neden olmuş. Bu topraklar tarımsal amaçlar için kullanılmasa bile dış etkenlerin (güneş, rüzgar, doğal ve yapay yüklerin oluşturduğu sıkışma vs.) hasarlarına açık hale gelmiş. Son 50 yılın yaygın tarımsal uygulamaları (traktörle yapılan toprak hazırlığı, derin sürüm, ilaçlı ve yapay gübreli tarım uygulamaları) da verimli toprakları hem sıkıştırmış, hem de canlılığını alıp götürmüş. Büyük hayvan sürülerinin (keçi, koyun, sığır) yoğun ve bilinçsiz otlaması da ayrı bir etken. Şu anda köylerin çevresindeki büyük çaplı dairelerde, kimyasal kirlilik olmasa bile, topraklar çoğunlukla sıkışık, çıplak, organik madde yönünden fakir.

Bilinçsiz otlatmanın ve insan faaliyetlerinin toprak üzerindeki etkisini, açık arazilerle çitlerle kapalı bahçeleri karşılaştırdığınızda kolaylıkla görürsünüz. Veya Ayaş-Güdül-Beypazarı civarının 50-60 yıl öncesinin fotoğraflarını (çıplak tepeler ve düzlükler) şimdiki durumla karşılaştırdığınızda da fark görürsünüz: İnsan baskısının giderek azalmasıyla ormanlaşma yeniden başlamış haldedir. Veya dikenli ve sık dokulu çalıların dibine baktığınızda, otlayan hayvanların dişlerinden kaçabilen bitkilerin oluşturduğu cümbüşü fark edersiniz:

DSC01691 DSC01692

Veya, toprağı sıkışık halde olan bir araziyi bir kez sürdükten -toprağı gevşettikten- sonra öncesiyle ve çevresiyle karşılaştırdığınızda, ortaya çıkan bitki ve böcek zenginliği karşısında şaşırabilirsiniz.

Aşırı ve bilinçsiz otlatmadan korunan, ağaçlar ve çalılar barındıran, toprağın ezilmediği ve korunduğu alanlar yaşama yer açar, daha fazla canlı, daha sağlıklı doğal döngüler ortaya çıkar. İnsanın içinde olduğu bir habitatta ve çevresinde zengin bir biyolojik çeşitlilik var olabilir. Bir evin her cephesi farklı bitkilere ve böceklere uygun mikro şartlar sağlar. Bazı bitkiler ve hayvanlar insana yakın yerlerde yaşamayı sever. Bitkilerden örnek verirsek: sinirliot, ebegümeci, madımak, mayıs papatyası… Onarıcı tarımla, ekolojik tasarımlarla, toprağı gerektiğinde bir kez derin sürüp sonra bir daha sürülmesini gerektirmeyecek şekilde korursak, çıplak bırakmazsak, aşırı veya yanlış otlatma yapmazsak, arazimiz ne kadar küçük olursa olsun yaban yaşamı için müdahale edilmeyen alanlar bırakırsak (Permakültür 5. zon) doğaya zararımız olmaz, yararımız olur.

Gölet tabanında kullandığımız su geçirmez malzeme (EPDM) için ekolojik ayak izi en düşük ve en uzun ömürlü olanı seçtik. Bu malzeme suyu verimli kullanmamızı sağlayacak, ileride de doğal hayat için de habitat oluşturacak bir gölet yapmamıza imkan verecek.

İnsanın insanla ve doğayla uyumlu halde, bütün potansiyelini gerçekleştirmesine imkan verecek yerleşkelerin ve toplulukların mümkün olduğuna inanıyoruz.  Kültür ile doğanın, birey ile toplumun, maddi ile manevinin çelişmeden bir arada var olabileceğini biliyoruz. Şimdilik biraz polietilen, biraz EPDM, biraz beton ve çitler pahasına, bu uyuma daha yakın bir yaşam alanı oluşturmaya çalışıyoruz. Tıpkı ekonomik alandaki çalışmalarımız gibi; biraz zaman kargo, ambalaj, kimi zaman uzak mesafelere satış pahasına bir takas ve dayanışma ekonomisine geçiş yapma niyetimiz gibi.

Belki bir gün zihinlerimiz, toplumsal ve ekonomik yapımız, birbirimizle ve doğayla ilişki kurma şeklimiz dönüşüm geçirdiğinde, derelerimiz kaynağından denize kadar kendi mecralarında, tertemiz akar. Evlerimizi, köylerimizi, plastik borulara ve yapay tabanlı göletlere ihtiyaç duymadan, suya ve bereketli topraklara kolayca erişebilecek yerlerde yaparız. Kullandığımız malzemeler doğaya karışır, denize ulaşır ve ve tekrar kaynaklarına döner. Çok mu zor? Şu anda ekolojik bir yaşam alanı ve sağlıklı insan ilişkileri kurmak için verdiğimiz çabayla karşılaştırınca, belki de çok kolay.

Bu çelişkinin bir de daha özel olanı var. Yavaşlayalım derken daha hızlanmak, huzur bulalım derken yorulmak, gerilmek. Gerçi trafikten, kalabalıktan ve genelgeçer medyadan uzak olmak, bir günün bir diğerine benzememesi, istediğimiz şeyler için çalışmak çok güzel. Ama koşturmak… Günlük, olağan işlerin yanında çiftlik altyapısı, üretim, paketleme, kargo, ödeme takibi…  Anı yaşamak isterken gelecekten beklentilere, umutlara bel bağlamak… Araziye su getirmek için bin bir dereden (fiziksel, toplumsal, ekonomik) su getirmek. Bir de gelecekteki ihtimaller, belki HES, belki baraj, belki endüstriyel tavuk çiftliği, belki büyük konvansiyonel tarım alanları.

Yine de ufukta bir ev, bir bahçe, bir bostan, bahçede oynayan çocuklar, hasadı paylaşan dostlar, sofra başı sohbetleri, akşam demleri..  Ahmet Hamdi’nin dediği gibi her şeyin yerli yerinde olduğunu idrak edeceğimiz saatler.

Her şey yerli yerinde

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,
Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi

Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak.

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu
Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin
Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin
Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.

Belki rüyalarındır bu taze açmış güller,
Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,
Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,
Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda.

Mayıs papatyası merhemi

40 cc cam kavanoz

İçindekiler:

  • Taze mayıs papatyası (Matricaria chamomilla) çiçek başları
  • Soğuk pres zeytinyağı
  • Soğuk pres aspir yağı
  • Karakovan balmumu

Temiz alanlardan topladığımız mayıs papatyası çiçek başlarının zeytinyağı ve aspir yağı karışımı içinde soğuk demleme yöntemiyle bekletilmesi sonucu elde edilen bitki özlü yağa doğal balmumu eklenmesiyle yapılmıştır.

Önerilen kullanım alanları:

  • Yara ve yanıkların iyileşmesini hızlandırıcı
  • Antiseptik, iltihap önleyici ve hafif ağrı dindirici
  • Kaşıntılı egzamada rahatlatıcı
  • Kramp çözücü özelliğiyle kas sertliklerinde ve tutulmalarında gevşetici
  • Romatizmal kas ağrılarında friksiyonla uygulandığında rahatlatıcı

Hercai menekşe merhemi

40 cc cam kavanoz

İçindekiler:

  • Taze hercai menekşe (Viola tricolor/arvenis) yaprakları
  • Soğuk pres zeytinyağı
  • Soğuk pres aspir yağı
  • Karakovan balmumu

Taze hercai menekşe yapraklarının zeytinyağı ve aspir yağı karışımı içinde soğuk demleme yoluyla bekletilerek elde edilen bitki özlü yağa doğal balmumu eklenmesiyle yapılmıştır.

Önerilen kullanım alanları:

  • Egzama ve sedef
  • Cilt tahrişleri ve pişik
  • Hafif yara ve yanıklarda iyileştirici, iltihap dindirici
  • Yumuşatıcı, nemlendirici ve besleyici özellikleriyle etkili bir doğal kozmetik

Kokulu menekşe merhemi

40 cc cam kavanoz

İçindekiler:

  • Taze kokulu menekşe (Viola odorata) yaprakları
  • Soğuk pres zeytinyağı
  • Soğuk pres aspir yağı
  • Karakovan balmumu
  • Limon uçucu yağı

Taze kokulu menekşe yapraklarının zeytinyağı ve aspir yağı karışımı içinde ısıtılıp süzülmesiyle elde edilen bitki özlü yağa doğal balmumu ve az miktar limon uçucu yağı eklenmesiyle yapılmıştır.

Önerilen kullanım alanları:

  • Egzamada rahatlatıcı
  • Hafif yara ve yanıklarda iyileştirici, iltihap dindirici
  • Deri sertleşmelerinde yumuşatıcı
  • Yumuşatıcı, nemlendirici ve besleyici özellikleriyle etkili bir doğal kozmetik

21 Mayıs Cumartesi, Tahtacıörencik Köyü: Yabani bitkiler gezisi, merhem ve sabun atölyeleri

21 Mayıs Cumartesi günü Tahtacıörencik Köyü’nde günübirlik bir etkinliğimiz ve zengin bir programımız var:

  • Yabani bitkileri tanıma ve toplama atölyesi (arazi gezisi) (Ceyhan ile)
  • Doğal merhem yapımı atölyesi (Ceyhan ve Nihal ile)
  • Soğuk yöntem sabun yapımı atölyesi (Özgen ile)
Program bir bütün olarak tasarlandı: Yalnızca üç atölyeye de katılmak isteyen arkadaşların kayıt yaptırmasını rica ediyoruz. 
 
Çoğu etkinliğimizi çocuklara uygun tasarlıyoruz, ancak bu seferki program atölye çalışmalarından dolayı çocuklar için uygun olmayacaktır. Aksi takdirde ya atölyelere yeterli katılım olmayacak, veya çok kalabalık olmamızdan dolayı organizasyonda sorun yaşanabilecektir. 
Birinci bölümde doğada yürüyüp rastladığımız bitkileri tanımlamaya çalışacağız. Tanımlayıp topladığımız bitkilerin özelliklerini gözden geçireceğiz. Öncesinde arazilerde keşif yapıp bulmamız muhtemel olan bitkileri size bildireceğiz. 
 
İkinci bölümde köyün içindeki TADYA merkezinde Ceyhan ve Nihal ile merhem yapımı atölyesi var. Taze bitkiler, soğuk pres zeytinyağı ve aspir yağı, doğal balmumu ve uçucu yağlardan oluşan merhemlerin yapım aşamalarını ve önemli ipuçlarını uygulamalı olarak göreceğiz.
 
Üçüncü bölümde ise Özgen ile soğuk yöntem sabun yapımı atölyesi olacak. Saf zeytinyağı ve kakao yağıyla, bol gliserinli, iyi köpüren, dayanıklı sabunlar yapmanın sırlarını görecek, temel formülasyonu öğreneceğiz.
 
Yemeği potlaç usulü halledeceğiz; herkes yanında getirdiklerini paylaşacak. Epey yürüyüş yapacağız; programımız sağlık durumu yürümeye müsait olmayan kişiler için uygun olmayabilir. 
 
Katılımcı sayısına göre bir araç (19 veya 27 kişilik) ayarlayıp ulaşım masrafını paylaşacağız. Tahmini araç masrafımız koltuk başına başına 20 ila 25 TL civarı olacaktır. Katılmak isteyen arkadaşlardan aşağıdaki kayıt formunu doldurmalarını rica ediyoruz. Kendi aracınızla gelmeyi düşünüyorsanız da lütfen formu doldurun ki etkinliği daha iyi planlayabilelim. 
 
Etkinlik için ulaşım masrafı hariç Kır Çocukları ve TADYA kolektifi için 80 TL/kişi katkı rica ediyoruz. Her zaman olduğu gibi, durumu uygun olmayanlarla öncesinde konuşabiliriz. Çiftlik evi çalışmalarımıza destek vermek isteyen arkadaşlar, çadırları varsa arazimizde kalmaya devam edebilirler.  
 
Son olarak; etkinliklerimizde son bir-iki günde katılım iptalleri olduğu zaman (1) biz ekonomik yönden mağdur oluyoruz (2) kontenjan dolduğu için kabul edemediğimiz kişilere haksızlık oluyor ve (3) ortak araç söz konusuyla kişi başı ulaşım masrafı artıyor. İnsanlık halidir elbet, katılım iptalleri olabilir, ancak son iki günde yapılacak iptallerde bu zararları kısmen de olsa telafi etmenizi (atölye ücretinin dörtte biri – 20 TL, ortak araç payının yarısı – yaklaşık 12 TL) rica edeceğiz.
 
 
PROGRAM
  • 8:00 Kumrular Sokak’tan ortak araçla çıkış (Milli Kütüphane, Armada, Carrefour veya Optimum karşısından da alabileceğiz)
  • 9:45 Köyde çay molası, tanışma ve bilgilendirme. 
  • 10:15 Kır Çocukları arazisine yürüyüş, yol boyunca ve arazide yabani bitki keşfi.
  • 12:30 Arazide öğle yemeği (potlaç)
  • 13:30 Köye dönüş yürüyüşü (bitki keşfine devam)
  • 14:30-16:00 Merhem yapım atölyesi
  • 16:30-18:00 Sabun yapım atölyesi
  • 18:00-19:00 Köydeki üreticilerle tanışma ve köy pazarından alışveriş imkanı
  • En geç 21:00’da Ankara’da olacak şekilde dönüş.
YANIMIZA NE ALALIM
  • Su mataramız (köyde suyumuzu çeşmelerden doldurabileceğiz).
  • Yedek giysiler, şapka, mevsime uygun giysiler.
  • Kendimiz için ve fazlası olursa paylaşmak üzere yiyeceklerimiz
  • Dilerseniz fotoğraf makinesi, not defteri, kalem, büyüteç, dürbün.
  • Sevdiğiniz bitki tanıma rehber kitapları

NOTLAR

  • Ortak araçta güvenlik nedeniyle sıcak çay-kahve servisi olmayacak.
  • Cep telefonları köyde çekiyor, Süvari Çayı kenarında bazı yerlerde çekmeyebilir.
  • Sigaralarınızı tenha ve çocukların göremeyeceği bir uzaklıkta içmenizi ve izmaritlerini yerlere atmamanızı rica ediyoruz.
  • Plastik poşet, pet şişe gibi doğada çözülmesi zor malzemeleri doğaya bırakmamak konusunda hassasiyet rica ediyoruz.
  • Üretici arkadaşların kullanması için cam kavanoz, viyol (yumurta kabı) getirebilirsiniz.
İletişim: kircocuklari@gmail.com, 533 211 60 82 (Nihal POYRAZ TEMÜRCÜ)
 
Gezi günü köydeki üretici ailelerden ürün temin edebileceksiniz. TADYA üreticilerine ön sipariş de verebilirsiniz: