Kır Çocukları’ndan yeni haberler

Merhaba,
 
Pek çoğunuzun bildiği gibi, Kır Çocukları ekibi olarak, DBB üreticilerinden TADYA Kolektifi içindeyiz. DBB grubuna haftalık ürün listemizi gönderiyoruz. Fırsat buldukça da yaşadığımız süreçler, yaptıklarımız, yapamadıklarımız ve gelişmelerle ilgili bilgilendirme yapıyoruz istiyoruz.
 
 
Kır Çocukları’nda yer alan Temürcü ailesi olarak 1.5 yıl kadar önce ikametimizi Tahtacıörencik Köyü’ndeki kiralık evimizden Ankara’ya taşımıştık. O dönemde başladığımız çiftlik evi / eğitim merkezi binasının inşaatını yarım bırakmıştık. Bir noktada şartlar olgunlaştığında evin yapımına tekrar girişmeyi diliyoruz – bir Agroekoloji Uygulama ve Eğitim Merkezi olarak. O zamandan bu yana üretim çalışmalarımız biraz azalmış olsa da, arazimizde, köyde ve Güdül İlçesinde ekolojik gelişime katkı çalışmalarımız arttı. Yakın zaman önce de derneğimizi (Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği) canlandırdık ve sıkı bir ekip haline geldik.
 
Bu çalışmalarımızı finanse edebilmek için – ve tabi çok sevdiğimiz için – yaptığımız üretimleri de sürdürüyoruz: Doğal girdilerle üretilen merhemler, kremler, sabunlar, tentürler, kozmetik ürünler ve imkan buldukça köylülerimizin ürünlerini sipariş listemize koyuyoruz. Ve alışveriş yoluyla desteklerinizi bekliyoruz: http://www.kircocuklari.org/
 
Çalışmalarımız demişken, birey, aile, topluluk, TADYA, dernek ve diğer çemberler/ahali içinde katkı verdiğimiz çalışmaları kısaca açmak isteriz:
 
– Köyde, Yeleş mevkiindeki arazimizde ekolojik tasarım ve üretim çalışmaları. Yağmur suyu tutma ve araziye yayma , yerel üzüm/bağ çeşitlerinin çoğaltılması, gıda ormanı için ağaç yetiştirme, malçlama ile toprak koruma ve zenginleştirme. Bu araziyi bir agroekoloji uygulama ve eğitim alanına dönüştürme hayalimiz var. Bu yıl Duran ailesi küçük çaplı sebze üretimi de yaptı arazide.
 
TADYA üreticileri ve diğer köy üreticilerinin doğal üretimlerini teşvik çabaları. Özellikle köye düzenlediğimiz turlar ve yaptığımız tanıtımlarla şehirden alıcıların doğrudan köylülerle temas kurmasını, alışveriş yapmasını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.
 
Güdül genelinde agroekolojik üretimi teşvik çabaları. Güdül’deki resmi kurumlar ve bazı çiftçilerle temas halinde, ekolojik üretim ve aracısız satışla ilgili farkındalık oluşturma çalışmaları. Mayıs ayında Kalkınma Ajansı, MA Eğitim Danışmanlık, Belediye ve İlçe Tarım Müdürlüğü ile işbirliği halinde, bölge çiftçilerine yönelik Agroekoloji ve Permakültür’e Giriş Eğitimi düzenledik. Yıl sonuna kadar Beypazarı ve Ayaş ilçelerinde bu eğitimi tekrarlama planımız var. Ayrıca Güdül’de agroekolojiyi ve TDT”yi yaygınlaştırmak üzere, Buğday Derneği ile ortak bir proje yürütme planımız var.
 
DBB ağı içinde topluluk sözleşmesi çalışmasının sonlandırılmasına katkı (ben Ceyhan ilgili çalışma grubundayım)
 
– Türkiye genelinde Topluluk Destekli Tarım Ağı’nın oluşmasına katkı.
 
Akdeniz Agroekoloji İçin Yerel Dayanışma Ortaklıkları Ağı’nın çalışmalarına katılım. Özellikle de Akdeniz ülkelerinin her birine uyarlanabilecek bir kapsamlı bir eğitim programının (Kitapçık ve Eğitmen Kılavuzu) müfredatına katkı.
 
– Ve son olarak, Ankara’da yeni bir gıda topluluğunun oluşması sürecine katkı. Üç vakte kadar topluluk olarak sizlere daha fazla haber verebilmeyi umuyoruz.
 
Önümüzdeki sürecin, agroekoloji vizyonunun daha geniş kesimlerce benimsendiği, küçük ölçekli ekolojik üretimin daha fazla desteklendiği ve herkesin sağlıklı gıdalara daha kolay erişebildiği bir dönem olmasını diliyorum.
Ekipten Ceyhan.
Reklamlar

TADYA ve Kır Çocukları’ndan haberler, eğitimler

Merhaba,

Çoğunuz biliyorsunuzdur, Kır Çocukları olarak yaklaşık 8 yıldır Tahtacıörencik Köyü’nde çalışmalar yapan bir grubuz. Biz Temürcü’ler bir dönem, 3.5 yıl kadar köyde de yaşadık. Şimdilerde bizler ve grubumuzun diğer elemanları (Özgen, Aslı, Oğuz, ve dönem dönem katkı vermiş olan, isimlerini sayamayacağız kadar çok arkadaşımız) sürekli köyde değiliz ama oradaki çalışmalarımız sürüyor.

8 yıl önce Kardeş Bitkiler grubuyla birlikte köye giderken bizim hayalimizde hem kırsalda üretken bir topluluk yaşantısı kurmak, hem de başta köylülerimizle, halka halka birliktelikler oluşturarak ekolojik dönüşüm çabalarına katkı vermekti.

Köydeki küçük çiftlik alanımız ve çiftlik evimizle ilgili çalışmalarımız şimdilik beklemede. Ama arazimizde gıda ormanımız (eş yükseltilerde diktiğimiz ağaçlar ve çok yıllık çalılar) büyüyor, çitler sayesinde de yaban yaşamı gelişip güçleniyor. Arkadaşımız Hilal bahçıvanlık hünerlerini konuşturuyor 🙂 Bu yıl belki araziyi köyden Duran ailesi sebze tarımı için kullanacak.

Köyden Arif Yıldırım ile birlikte benim (Ceyhan) koordinatörlüğünü yaptığımız Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi, işin (topluluk süreçlerinin) doğasına özgü zorluklara rağmen yoluna devam ediyor. 8 yılda köyde üretim gözle görülür şekilde arttı. Bazen “Köyde pek bir şey olduğu yok, siz abartarak anlatıyorsunuz“ şeklinde tepkiler alsak da 🙂 biz durumun böyle olmadığına inanıyor ve anlatmaya devam etmek istiyoruz. Köylüler olarak ısrarla ve dürüstlükle sürdürdüğümüz çabaların pek çok insanın yaşamına dokunduğunu ve agroekolojik üretim biçimlerinin yaygınlaşması yönünde önemli bir etki oluşturduğunu düşünüyoruz. Sorunlar var: İnsanlarımız arasında da bazen ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Doğal üretim ölçütlerini tam olarak karşıla(ya)mayanlar veya bu kolektif yapıda yer almak istemeyenler var. Bu nedenle köydeki herkes TADYA üreticisi değil. Ama rakamlar durumu oraya koyuyor, 8 yıl önce 70 olan büyükbaş hayvan sayısı şimdi 700’ün üzerinde. Sadece birkaç aile sebze tarımı yaparken şimdi onlarca aile bostan yapıyor. Köyde şimdi çok daha fazla arı var. Yeni kurulan çiftlikler var (ve agroekolojik yöntemler konusunda onlarla temas halindeyiz). Binlerce insan, çoluk çocuk genç yaşlı köyü ve çevresini ziyarete geldi, köyün doğal ürünleriyle beslendi, köylülerle kentliler arasında yüzlerce bağ kuruldu. Belki de en önemlisi, köyden olup da Ankara’da veya başka kentlerde yaşayan insanlar giderek artan şekilde köyde yapılan çalışmalara sahip çıkıyor. Akrabalarından doğal ürün talep ediyor ve onları destekliyorlar.

Daha yürünecek çok yol olsa da, yerel, ulusal ve uluslararası düzlemde köyün çabaları dikkat çekiyor. İl Tarım Müdürlüğü, Ankara Kalkınma Ajansı gibi kurumlara, çeşitli derneklere sunumlar yapıldı. Uluslararası Topluluk Destekli Tarım Ağı’nın bir etkinliğinde köy uğrak noktası oldu. Köyde başlayan modelin başka yerlere yayılması için Ankara Kalkınma Ajansı bizden Ankara çiftçilerine yönelik bir agroekoloji ve permakültür eğitimi hazırlamamızı istedi. İlk uygulamayı Ma Eğitim Tasarım Danışmanlık olarak Timuçin Şahin ile birlikte 12-13 Mayıs tarihlerinde Güdül İlçe merkezinde yaptık (gözlemlerimizi ilk fırsatta paylaşacağız).

Ma bünyesinde başladığımız “Bir Çiftlik Nasıl Kurulur?” eğitimi de devam ediyor. Köyde edindiğimiz deneyimler bu eğitimde de sıkça bize yol gösteriyor. 3 Haziran Pazar günü köye bir çiftlik inceleme ve gözetim gezisi yapacağız ve bunu sizlere pek yakında duyuracağız. 2 Haziran Cumartesi günü ise heyecanlı 🙂 bir eğitimimiz daha var: “Yabani Bitkiler ve Şifa Bahçeleri Giriş Eğitimi”. Yabanda bulabileceğimiz ve bahçelerimizde yetiştirebileceğimiz şifalı bitkilerle ilgili tam günlük, uygulamalı bir eğitim, Kazan’da, Ütopya Bahçe’de: https://www.facebook.com/events/167309720603035/.

Calendula2

Bu çalışmalarımızı yaparken gücümüzü, agroekolojik bir gıda sistemi vizyonuna olan bağlılığımızdan alıyoruz. Üreticiler, çiftlikler kadar, DBB gibi katılımcı onay sistemleri, TDT’ler, kooperatifler gibi gıda toplulukları bu vizyonun kilit parçaları. Anladıkça, öğrendikçe, anlattıkça, toplumu ve gezegeni kemiren sorunların çözümsüz olmadığını, onarıcı (rejeneratif) yöntemlerin ekolojik uyumdan sosyal adalete, iklim değişiminden sağlıklı gıdaya kadar pek çok soruna hızla çözüm üretebileceğini görüyor ve umutlanıyoruz.

Kır Çocukları olarak doğal destek ürünlerimizi yapmaya da devam ediyoruz. Bu kez Güneş Koruyucu’muzu vakitlice yaptık. Geçen yıllarda kullananlar çok memnun kaldıklarını bildiriyorlar. Özgün bir formülasyonumuz var: Soğuk pres aspir yağı (Oğuzhan Çiftliği) ve zeytinyağı (Seferihisar, Ali Haydar Elveren) içinde mekanik yöntemle organik havuçların (Beypazarı Nacak ailesi’nden) özünü çıkardık. Soğuk pres susam yağı (Oğuzhan Çiftliği), az miktar karakovan balmumu (Ödemiş Ovacık yaylası Mehmet Amca) ve kozmetik amaçlı kil (Tokat Reşadiye) ekleyerek koyu renk şişelere doldurduk. 100 ml ve 200 ml seçenekleriyle.

Yeni ürünlerimizden biri de kereviz tuzu. Kurutulmuş organik kereviz yaprakları (Ersöz Çiftliği) ile Çankırı kaya tuzunun (Üç Elma Doğal Tarım) karışımı. Günlük yaşamın beklenmedik küçük sorunlarında imdada yetişen merhemlerimizi de tükendikçe üretiyoruz. Tahtacıörencik Köyü üreticilerinden sumak, Oğuzhan Çiftliğinden çemen tohumu, çörekotu tohumu, 3-6-9 özel harman yağı gibi özel ürünler de listemizde. Tüm ürünler hakkında bilgi ve sipariş için sitemizi kullanabilirsiniz: http://www.kircocuklari.org/

Küçük ölçekli üretimlerimizden gelen gelir ile köydeki çalışmalarımızı finanse ediyoruz. Zamanı geldiğinde Kır Çocukları Yeleş Ekolojik Çiftliği’nin tamamlanıp bir Agroekoloji Uygulama ve Öğrenme Alanı haline gelmesi yönündeki hayallerimizi de canlı tutuyoruz.

Sevgiler,

Ceyhan

Katılım çağrısı: 3 Haziran Pazar, Tahtacıörencik köyü alan çalışması ve çiftlik inceleme ziyaretleri

“Bir Çiftlik Nasıl Kurulur?” grup eğitimimizin dördüncü ve son modülü, 3 Haziran Pazar günü Güdül Tahtacıörencik köyünde günübirlik bir etkinlik olarak gerçekleşecek. 
 
Gün içinde çiftlik inceleme ziyaretlerinin yanı sıra üreticiler ve diğer köylülerle sohbet edecek, kurulacak olan köy pazarının stantlarından alışveriş yapma imkanı bulacağız.
Çiftlik oluşturma ve yönetme sürecinde ihtiyaç duyulan bilgileri çiftçi ve üreticilerden öğrenme fırsatımız olacak:
  • Üretimin ekonomik, sosyal ve yasal boyutları,
  • Arazilerdeki üretim uygulamaları,
  • Pratikteki fırsat ve zorluklar,
  • Yerinde satış uygulamalarının gözlemlenmesi,
  • TDT ve benzeri gıda topluluğu modellerin bir çiftliğin kurulması ve desteklenmesindeki önemi.
Ayrıca, topluluk destekli bir üretim alanının nasıl inceleneceği ile ilgili teorik bilgiler edinecek ve bunları pratikte uygulayacağız:
  • Bir çiftlik ziyaretinde nelere dikkat etmemiz gerekir?
  • Üreticiye ne tür sorular sormalıyız?
  • Çiftliğin hangi noktalarında ne tür gözlemler yapmalıyız?
  • Üreticilerin gözlem ve ihtiyaçlarını dinlemenin önemi
  • Grup gözlem raporu nasıl çıkarılır?
Eğitim etkinliğinin verimliliği açısından, kursiyerlerimiz haricinde katılım 15 kişi ile sınırlı olacak. Ulaşımı ortak araç ile gerçekleştireceğiz. Etkinlik ücretimiz yol masrafı dahil kişi başı 65 TL’dir. Yemek için köy pazarı stantlarından alışveriş yapmanız mümkün olacaktır. Katılım sağlamak isteyenlerin kayıt formu ile bilgilerini bize iletmelerini rica ediyoruz.
 
 
 

Önemli Not: Katılım iptali söz konusu olursa en az 3 gün öncesinden (31 Mayıs Perşembe) bize bildirmenizi rica ediyoruz.

 
    

PROGRAM:

8:30: Kumrular Sokak’tan ortak araçla çıkış (sizi Milli Kütüphane, Armada, Ümitköy metro durağı, Batıkent Carrefour veya Optimum karşısından da alabileceğiz)
8:30-10:15: Yol boyunca bilgilendirme ve teorik eğitim
10:15-10:30: Güdül merkezde çay ve ihtiyaç molası
10:45-11:30: Tahtacıörencik Köyü’ne varış, ekip tanışma oyunu, köylülerle tanışma ve sohbet
11:30-13:30: Birinci çiftlik inceleme ziyareti (Adnan Bey’in yeni kurulmakta olan sebze ve meyve bahçesi)
13:30-14:30: Öğle yemeği: Köy pazarından yiyecek (gözleme, köy peyniri, yeşillikler, yaprak sarma vd.) satın alabileceğiz.
14:30-16:00: İkinci çiftlik inceleme ziyareti (Çevik ailesi serbest tavuk yumurtası çiftliği
16:00-17:00: Köy pazarından alışveriş imkanı ve köy içinde serbest zaman
17:00-18:30 Değerlendirme toplantısı (köy kahvesinde, üreticilerin ve köylülerin de katılımıyla)

18:30: Ankara’ya hareket (en geç 20:30 gibi Ankara’da olmayı planlıyoruz)

 

ÜCRET:

Yol masrafı dahil kişi başı: 65 TL

Ödemeyi etkinlik gününde, köyde yapabileceksiniz. Ödeme kolaylığı talebi olanların bize yazmalarını rica ediyoruz: info@maecology.com
 
ÖN BİLGİ ve BELGELER:
 

 

YANIMIZA NE ALALIM

  • Su mataramız (köyde suyumuzu çeşmelerden doldurabileceğiz)
  • Hava koşullarına uygun giysiler
  • Not defteri ve kalem
  • Dilerseniz fotoğraf makinesi, dürbün vs.
  • İsteyenler kendi yiyeceklerini getirebilir

NOTLAR

  • Ortak araçta güvenlik nedeniyle sıcak çay-kahve servisi olmayacak.
  • GSM şebekeleri köyün çoğu noktasında çekiyor.
  • Sigaralarınızı gruptan belirli bir mesafede içmenizi ve izmaritlerini yerlere atmamanızı rica ediyoruz.
  • Plastik poşet, pet şişe gibi doğada çözülmesi zor malzemeleri doğaya bırakmamak konusunda hassasiyet rica ediyoruz.
  • Üretici arkadaşların kullanması için cam kavanoz, viyol (yumurta kabı) getirebilirsiniz.
İletişiminfo@maecology.com, 0533 211 9108 (Ceyhan Temürcü), 0541 724 5654 (Tanju Bayraktar)

Topluluk olmak ya da olmamak

Ben Kır Çocukları’ndan Ceyhan. Uzun yıllardır doğayla barışık üretim ve yaşam biçimlerine uyumlanmaya, topluluklar içinde yer almaya ve toplulukların güçlenmesine katkı vermeye çalışıyorum. Tabi ki bir fedakarlık olarak değil, kendi mutluluğum için. Çevremde ve başka yerlerde güzel gelişmeler oldukça seviniyorum. Ama bazen şevkim kırılıyor, zorlanıyorum. Birlikte hareket etmekte, bir şeyler yapmakta ve zorlukları aşmakta çok eksiğimiz olduğunu görüyorum. Elbette bir düzeyde her şey yolunda; evren dediğimiz koca topluluğun içinde her zaman olmamız gereken yerdeyiz. Dertlerimiz insani düzlemde.  

Bu yazım, küçük dünyamdaki kişisel deneyimlerime dayanıyor olsa da, kişilere yönelik bir sitem değil. Daha çok, içinde yaşadığım ve içimde yaşattığım toplumun kültürel kodlarına dair bir feryat. Tek tek insanlar olarak hepimizin yaşamında zorluklar, bireysel sınırlarımız, zaaflarımız var, bunlara ancak anlayış gösterebiliriz. Ayrıca çevremde buradaki genel tespitlerime istisna olan çok sayıda insan var. Topluluklar halinde giriştiğimiz işler kötüye gidiyor diye de yazmıyorum bunları. Bilakis, bahara girmeden bile bir dolu hareketimiz var. Belki de işlerimiz yoğunlaşmadan, birbirimize içimizi dökmek için iyi zamanlar bunlar.

Derdim özellikle şehirli kültürümüzle ilgili. Büyük çoğunluğumuzu kuşatan kültür. Çerçeveleri ve kuralları belli olan bir kültür. Uğraşıp didinip bir “iş” bulmuşsak, kafamızı fazla yormaya, hayatta kalmak için risk almamıza gerek yok. Kimseyle fazla yüz göz olmamız beklenmiyor. Uygun davranışlarımızın karşılığında küçümsenemeyecek bir RAHATLIK ve KOLAYLIK sunuluyor bize. Bize para veriliyor. Biz de bununla marketlerde, mağazalarda, eğlence merkezlerinde, kültür-sanat faaliyetlerinde birçok ihtiyacımızı kolayca karşılayabiliyoruz. Süpermarketler bu sistemin hem temel araçları hem de ana metaforu: Seç, öde, çık git. İş hayatında da, dışarıda da insani çatışma riskleri minimize edilmiş. Ama en küçük iş yerinden devlet düzeyine kadar, bir sorun yaşandığında, ‘yetkilendirilmiş’ kişilerin dediği oluyor. Ceza, bastırma, yıldırma ile sorunlar ‘çözülüyor’. 

Şehirler: büyük çetelerin insan çiftlikleri. Metafor değil, gerçek anlamda. Yüksek verim için tasarlanmış modern çiftliklerdeki sığırlar gibiyiz. Dağda taşta gezip yorulup yemeğini aramak, yabanın tehlikelerinden kaçınmak, gerekirse boynuzlaşarak uzlaşmak gibi zahmetlere girmeye gerek yok. Yemeği suyu önüne gelen, yaşamak için risk alması gerekmeyen sığırlar gibiyiz. Yakında onlar gibi, yavru yapmak için çiftleşme zahmetine bile girmemiz gerekmeyecek. Çocukluktan bu kültürde yetişiyoruz, çocuklarımızı da bu kültürde yetiştiriyoruz.

Bize sunulan yapay çevre gibi, çevremizdeki insanların da öngörülebilir olmalarını istiyoruz. İnsanların, kendi değerlerimiz sandığımız ahlaki normlara göre davranmalarını bekliyoruz. Çelişkilere, çatışmalara, ‘olumsuz’ duyguların ifadesine, yanımızdakilerin duygusal iniş çıkışlarına alışık değiliz. Yanlış yapanı, eksiği, kusuru olanı hemen yargılıyoruz, etiketliyoruz, dedikodu malzemesi yapıyoruz, mahkum ediyoruz. Tabi hakim kültür bu olunca, hepimiz çok korkuyoruz: Yanlış yapmaktan, çelişmekten, kavgadan, eleştirilmekten, canımızın acımasından. Dürüst değil nazik olmaya çalışıyoruz. Risk almıyoruz. Alanı da kollamıyoruz, yanında durmuyoruz. Dayanışmanın zorluğundansa sürüde olmanın  güvenliğini tercih ediyoruz.

En önemlisi de, ortaya bir sorun çıktığında, bir tatsızlık olduğunda, “buna birlikte bakalım, öğrenelim, beraber değişelim, yürümeye devam edelim” diyemiyoruz. Rahatsız oluyoruz, küsüyoruz, arkamızı dönüyoruz, kaçınıyoruz, iletişimi kesiyoruz. Sonra yine dar dünyalarımıza ve bizi avutacak hazlara yöneliyoruz. Bireyci damgasını da yememek gerekiyor ya, toplumsal-ekolojik imajlarla veya ideolojik mesajlarla toplum içindeki varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Kimimiz simülasyonlara dönüyor, kurs ve atölyelerde kontrollü deneyimlere ve oyunlara bağımlı oluyoruz. Bazılarımız da içimize dönüyoruz. İçimize dönmekle elbette iyi yapıyoruz, ama bazen içimizle dışımızın bir olduğunu unutuyoruz. İnsanı biyolojik ve psikolojik düzeylere indirgiyoruz, gerçek canlı varlığımızın bireysel bedenlerde değil toplumda olduğunu unutuyoruz. Sosyal ekolojimizi yoluna koyamamışken dünyanın, doğanın haline çözümler bulmayı umuyoruz.

Hakikat ile aramız bozuk. Bütünsel ve çevresel düşünmekten kaçıyoruz. Dünya ile barışık değiliz, gücün doğasını anlayamıyoruz. Gücü baskı ve zulüm ile özdeşleştirdiğimiz için birliktelikten gelen gücün güzelliğini ve yaşamsal önemini göremiyoruz. Doğal olarak, topluluk olamıyoruz. Ortak yapılar, sözleşmeler, çerçeveler oluşturamıyoruz. Oluştursak da bunlara uymuyoruz, hatta bazen uymamayı erdem sayıyoruz. Biz yapamadıkça da “dışımızdaki” yapılarda, hatta iyi bir şeyler yapmaya çalışanlarda kabahat buluyoruz, onları birbirimize şikayet ediyoruz. 

Bunları sadece entelektüel tespit veya şikayet 🙂 olarak söylemiyorum. Çuvaldızı “bize” batırıyorum, zira ben de bu kalıplardan – ve göremediğim nicelerinden – azat değilim.

Yazdıklarımın mutlak doğru ve eksiksiz olduklarını da düşünmüyorum. Sadece bunları ifade etmeye ihtiyacım var. Belki yaşamıma, yaşamımıza olumlu etkileri olur diye. Belki ortak değerleri ve amaçları paylaştığım, sevdiğim insanlarla bu meseleleri konuşmamıza vesile olur, belki dünyada veya benim algımda bir şeyler değişir diye.

BİR ÇİFTLİK NASIL KURULUR?

BİR ÇİFTLİK NASIL KURULUR?:
Sürdürülebilir ekolojik çiftçilik için planlama, tasarım ve yönetim eğitimi

Giriş semineri

egitimgorseli

NOT: SALON KAPASİTESİ SINIRI NEDENİYLE KAYITLAR KAPANDI. İlginiz ve anlayışınız için teşekkür ederiz.

Eğitmenler: Ceyhan Temürcü ve Timuçin Şahin

Tarih ve saat: 11 Mart 2018 Pazar, 13:00-16:30

Yer: Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi. Yıldızevler Mahallesi, Şehit Mustafa Doğan Sokak, No:59, Çankaya/Ankara

Seminer içeriği

  • Kırsalda bir çiftlik kurma hayaliniz, planınız veya girişiminiz varsa,veya
  • Mevcut çiftliğinizi daha ekolojik ve sürdürülebilir hale getirmek istiyorsanız,

ve

  • Çiftçiliğin ve kırsal yaşamın teknik, sosyal, ekonomik, ekolojik ve kültürel yönleriyle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadığınızı hissediyorsanız,
  • Büyük yatırımlar yapmadan önce zorlukları, riskleri ve fırsatları daha iyi öngörebilmek ve büyük hatalardan kaçınmak istiyorsanız,

sizi, ekolojik ve sürdürülebilir bir çiftlik oluşturmakla ilgili bildiğimiz ve yıllar içinde deneyimlediğimiz ne varsa paylaşacağımız eğitim programımızın giriş ve tanıtım seminerine davet ediyoruz.  

Katılımcılara ‘yeni çiftçiliğin’ planlama, tasarım ve yönetim boyutlarıyla ilgili beceriler ve temel uygulama bilgileri kazandırmayı hedefleyen eğitim programımızın giriş seminerinde değineceğimiz konular arasında şunlar var:

  • Dünyada ve Türkiye’de tarımın geçirdiği değişim, kırsaldaki mevcut durum ve ekolojik çiftçiliğin gelecek için önemi,
  • Ekolojik tarımla ilgili ana akımlar (agroekoloji, permakültür, bütüncül yönetim, doğal tarım, onarıcı tarım, küçük ölçekli aile çiftçiliği…),
  • Geleceğin koşullarına uyum ve dayanıklılık için tasarım stratejileri,
  • Ekonomik sürdürülebilirlik: Düşük girdili çiftçilik, ürün çeşitlendirme, aracısız satış yolları (TDT, KOS, yerinden satış), çiftlik turizmi ve atölyeler,
  • Dışsal girdileri ve emek yoğunluğunu azaltmaya yönelik arazi tasarım yöntemleri,
  • Çiftçiliğin ekolojik boyutları: Doğal yapılara ve döngülere zarar vermeden üretim yapmanın ve yaşamanın yolları, biyolojik çeşitliliğin korunup geliştirilmesi, doğayı gözeten çiftçilik teknikleri,
  • Çiftçiliğin sosyal boyutları: kırsal alanların sosyolojisi, kır-kent ikiliği, yeni ilişkilenme biçimleri,
  • Diğer girişimlerle tanışmanın, dayanışma ağlarına dahil olmanın ve ileri öğrenme imkanlarını keşfetmenin yolları.

Tarih ve saat: 11 Mart 2018 Pazar, 13:00-16:30

EĞİTİM PROGRAMININ GEREKÇESİ:
Şehirden uzaklaşmak isteyen, çocuklarımız toprağa dokunsun, ağaçlara tırmanıp hayvanlarla beraber büyüsün diyen, kendisi ve çevresi için güvenilir, temiz gıda isteyen, geçimini çiftlik faaliyetleriyle sağlamak isteyen ve geleceğe yaşanabilir bir doğal çevre bırakma çabalarına aktif katkı vermek isteyen önemli bir kitle var. Bu insanların bir kısmı yeterli bilgi ve deneyim paylaşımından yoksun olduğu için eyleme geçemeyecek, bir kısmı da her durumda eyleme geçecek ama yine aynı sebepten dolayı büyük zorluklarla karşılaşabileceklerdir. Planlama, yapılandırma ve yönetim aşamalarında yapılabilecek büyük hatalar, kişilerde ve yakın çevrelerinde hayal kırıklıkları, üzüntüler, zaman ve kaynak kayıplarına sebep olabileceği gibi, ekolojik yaşama yönelmiş topluluklar, toplumun geneli ve doğal çevre için de olumsuz sonuçlar doğurabilecektir. Çiftlik hayatını hayal eden, planlamaya başlamış olan veya bu yolda adım atmış olan kişi ve grupların, karşılarına çıkabilecek zorlukları baştan öngörerek büyük hatalardan kaçınmaları ve doğru kararlarla ilerleyebilmeleri, demokratik ve ekolojik bir gıda sistemi vizyonuna yönelen kitlenin sağlıklı büyümesi ve dayanışma ağlarının güçlenmesi için son derece önemlidir.

 

Kır Çocukları’ndan: Ahvalimiz ve üretimlerimiz

Hediyelik bohçalarımız hazır, yeni üretim yüz renklendiricisi, diş macunu ve yep yeni merhemler
Kır Çocukları ekibi olarak size yeni ürün sürprizlerimiz var. Ama önce biraz ahvalimizi anlatmak ve köydeki çalışmalarımızla ilgili biraz bilgi vermek istiyoruz.  
 
Kır Çocukları ekibinin kırsaldaki çalışma alanı Tahtacıörencik Köyü. Geçtiğimiz Şubat ayında Temürcü ailesi olarak ana ikametimizi Ankara’ya taşıdık. Ama ekibimizdeki diğer arkadaşlardan İlker, Özgürel ve Hilal ile birlikte köydeki arazimizde çalışmayı sürdürdük. Köyde katkı verdiğimiz çalışmalar da güçlü bir şekilde devam ediyor, özellikle TADYA üreticilerinin gayretleriyle. Üretim faaliyetlerimiz çoğunlukla evlerimizde, ama hammaddelerimiz ve satış listemizde yer alan ürünler ağırlıklı olarak köyümüzden. Bir de İdris Oğuzhan ile uzun yıllardır emek emek geliştirdiğimiz Oğuzhan Çiftliği’nden. Kır Çocukları’nın köy yaşamına ve arazisine bir dönem büyük destek vermiş olan arkadaşlarımız Aslıhan ve Oğuzhan da şu anda Adapazarı’ndan üretim ve tanıtım çalışmalarımıza destek veriyorlar. Sürprizlerimizden doğal ruj/allık ve diş macunu onların marifeti!
 
Ürünlerimizde DBB doğal üretim ölçütlerini gözetiyoruz. Doğadan topladığımız veya kendi yetiştirdiğimiz bitkiler dışında yerel (köy ve Oğzuhan Çiftliği) ve DBB üreticilerinden gelen hammaddeleri tercih ediyoruz. Grup ilkeleri gereğince birkaç istisnai durumu da belirtelim: Sabunlarımıza ve bazı kremlerimize eklediğimiz hindistancevizi yağı Oğuzhan Çiftliği’nde çıkarılıyor ama hindistancevizleri Sri Lanka’dan. Diş macununda olan bentonit kil, bitkisel gliserin ve sabunlarımızda form değiştiren kostik ve kakao yağı Web’deki bir hammadde sağlayıcısından. Havacıva kökü aktardan. Uçucu yağlarımız, bildiğimiz en düzgün çalışan iki firmadan.  
 
Vizyonumuz, amaçlarımız belli: Tahtacıörencik Köyünün ekolojik gelişimine katkı vermek, ve bununla ilişkili olarak köyde, arazimizde bir agroekoloji çiftliği/eğitim merkezi oluşturmak. Fırsat buldukça arazimizde çalışıyoruz, gıda ormanı, ayrılmış sebze yatakları gibi permakültür uygulamalarını geliştiriyoruz. Atalık tohumları koruyup paylaşıyor, fırsat buldukça arazideki yabani çiçekleri ve diğer canlıları fotoğraflayıp belgeliyoruz. Çiftlik evi yapım çalışmasına mecburen ara verdik. Belki önümüzdeki baharda, belki sonraki baharda inşaatı sürdürmeyi planlıyoruz. Bu çiftlik evini ve arazisini kolektif bir yapıyla yönetmeyi, bir agroekoloji/permakültür eğitim ve demonstrasyon alanı yapmayı, insanların katkı ve ziyaretlerine açık hale getirmeyi hedefliyoruz.
 
Köy haklı ile eşgüdüm içinde olduğumuz düşünüldüğünde, bunlar çok sabır ve kararlılık gerektiren, uzun vadeli işler. Ve tabi çok masraflı. Gidiş-geliş, köy ev kirası, çiftlik altyapısı, ev yapımı. Kır Çocukları ürünlerinin üretimi ve satışı bunlar için var. Köyde geçirdiğimiz süre içinde çok iyi şeyler yaptık ama ekonomik yönden de biraz sıkıştık. Şimdi bu sıkışıklığı aşma ve güzel işlere yeniden yatırım yapacak düzeye gelme çabasındayız. Hem de bu kez daha güçlü bir topluluk olarak. 
 
Kır Çocukları faaliyetlerinin ve ürünlerinin anlatımına bundan sonra ben de (Ceyhan) katkı vereceğim. Umarım sizleri fazla bunaltmadan. 
 
Merhemler, doğal kozmetikler ve sağlık desteği ürünlerle ilgili birkaç not: Uzun yıllar içinde bilgilerimizi artırarak, deneyimlerimizle ve bize ulaşan geri bildirimlerle ürünlerimizi geliştirdik ve ürün tayfımızı genişlettik. Her zaman vurguladığımız gibi: “Ürünlerimizi hiçbiri “ilaç” değildir, sadece doğal destek veya bakım ürünleridir. Uzman hekimlerce uygulanacak tedavilerin yerini tutmazlar. Yalnızca sağlığın korunmasına ve iyileşme sürecinin desteklenmesine katkı sağlayabilirler. Ciddi durumlar ve yaralanmalarda tıbbi yardım almalısınız.” 
 
Son olarak uzun zamandır fiyatlarımız değişmiyordu. Nitelikli ama küçük çaplı üretimlerimizin getirisinin emeğimize değmesini, projelerimizi desteklemesini istiyoruz. Temel merhemlerimizin fiyatını 22 TL olarak ayarladık. İşlevsel merhemlerimiz 25, kozmetik amaçlı kremlerimiz ise 28 TL.
 
Sürprizlere gelince (daha uzun yazmadan linklerini koyayım, dileyen girip inceleyebilir):
 
ve çeşit çeşit hediyelik yılbaşı bohçaları (gönderim 18 Aralık ve sonrasında):

Anlaşmalı kargo seçeneğinde sabit 8 TL karşılığında, veya diğer firmalarla alıcı ödemeli olarak adresinize kargo isteyebilirsiniz. Salı akşamına kadar girilen siparişleri Çarşamba günleri (bu kez 13 Aralık Çarşamba) kargoya veriyor ve kargo takip numarasını size yazıyoruz. Ödemeyi banka havalesi veya EFT yoluyla yapabiliyorsunuz. Sipariş sitemiz: http://www.kircocuklari.org/

Ekipten Ceyhan.

Sabun ve Merhem Yapım Atölyesi, 5 Kasım Pazar, Atölye Yoga’da

Kır Çocuklarından merhabalar,

5 Kasım Pazar günü

  • Özgen ile ‘Doğal SABUN Yapım Atölyesi’ 11:00- 14:00
  • Ceyhan ile ‘Şifalı Bitkileri Tanıma ve Doğal MERHEM Yapım Atölyesi’ 14:30- 17:00

1016880_638821546183707_699386790_n   936471_638821789517016_1734463312_n fotoğraf: Filiz Telek

KAYIT FORMU: 5 Kasım Kır Çocukları Atölyesi Kayıt Formu

NE ZAMAN: 5 Kasım 2017, Pazar (sabun: 11:00- 14:00, merhem: 14:30- 17:00)
NEREDE: Atölye Yoga, Güvenlik Caddesi, 125/3 A. Ayrancı, Ankara
İLETİŞİM: Nihal Poyraz Temürcü: nihalpt@gmail.com, 533 211 60 82

HAKKIMIZDA: Tahtacıörencik köyünde doğayla uyumlu yaşam ve üretim pratiklerini uygulamaya ve yaygınlaştırmaya çalışan bir grubuz. Küçük ölçekli aile çiftçiliği, doğal tarım, permakültür, doğa koruma, toplum destekli üretim, barışçıl iletişim, armağan ekonomisi gibi alanlarda tekrarlanabilir modeller oluşturmaya çalışıyoruz.
https://kircocuklari.wordpress.com/

Not1: Atölye katkısı için ARMAĞAN EKONOMİSİ uygulamasına devam ediyoruz.
Not2: En fazla 15 katılımcı olacaktır.
Not3: İptalleri en az 3 gün öncesinden bildirmenizi rica ediyoruz.
Not4: Atölye yetişkinlere yöneliktir.

Soğuk yöntem SABUN YAPIM ATÖLYESİ: Evde kendi sabununuzu yapmak istiyorsanız işte sizin için Kır Çocukları’ndan keyifli, pratik ve uygulamalı bir atölye! En temel formülasyon üzerinden tamamen doğal malzemeler kullanarak, hammaddeleri tanıyarak, reaksiyona bakarak sabun yapımını öğrenecek, dilerseniz sabununuzu doğal yağlarla kokulandırıp, kuru çiçeklerle zenginleştirebileceksiniz.

Doğal MERHEM YAPIM ATÖLYESİ: Kır Çocukları merhemleri nasıl yapılıyor? Aynısafa bitkisini, mürver yaprağını, sarı kantaron yağını, doğal balmumunu tanıyacağız. Farklı bitkilerin etken maddelerinin bitkisel yağlara geçirme yöntemlerini (soğuk maserasyon, güneşte ve ısıyla infüzyon) göreceğiz. Hep birlikte doğal merhem yapacağız: Ocakta Benmari usulü ısıtarak infüzyon, süzme, balmumuyla kıvam kazandırma, uçucu yağ ekleme ve merhem kavanozlarına aktarma.

ATÖLYELER İÇİN KATKINIZ NE OLABİLİR?

Kır Çocukları olarak bütün faaliyetlerimizi armağan ekonomisi* içinde gerçekleştirmeye niyet ediyoruz. Bizim gönlümüzden geçen taban katkı payını size bildiriyoruz. Atölyeler sırasında sizinle paylaşacağımız bilgi ve deneyimlerimiz, zamanımız, sohbetimiz ve muhabbetimiz ve atölye sırasında ürettiğimiz bir sabun veya bir merhem ise size armağanlarımız oluyor. Yaptığımız işleri çok seviyoruz ve bunlar yoluyla doğaya ve insanlara katkı verebilmek bize büyük mutluluk veriyor. Bu armağanların en çok paranın bulunduğu yerlere değil, en çok ihtiyaç duyan insanlara ve yerlere gitmesini arzuluyoruz. Ancak yapageldiğimiz güzel şeyleri yapmaya devam edebilmek için bizim de ‘almaya’ ihtiyacımız var:
Her şeyden çok insanların güvenine ve moral desteğine ama aynı zamanda da maddi ve parasal desteğe. Çünkü üretimlerimiz için gereken hammaddelerden tutun yol giderlerine kadar pek çok şey için masraflarımız oluyor. Ve tabi ki hayatımızın geri kalan alanlarını idame ettirebilmek için de.
GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN KATKI MİKTARLARI:
– Sabun atölyesi için 60 TL.  Size atölyede birlikte üreteceğimiz sabunlardan bir adet sabun hediye edeceğiz.
– Merhem atölyesi için 60 TL. Size atölyede birlikte üreteceğimiz merhemlerimizden bir adet merhem hediye edeceğiz.
Sizler bize katılmakla zaten bir armağan sunmuş olacaksınız. Bunun dışında, sizlerle paylaşacaklarımıza karşılık ve bizi desteklemek için içinizden gelen her türlü armağanı da minnetle kabul edeceğiz. Elbette ihtiyaçlarınız ve maddi durumunuza bağlı olarak belirtilen rakamın altına inebilir ve hatta hiçbir ödeme yapmamayı da seçebilirsiniz. Ya da bizi desteklemek için belirtilen miktarının üstüne çıkabilirsiniz. Topluluk bilinci içinde herkesin ihtiyaçlarının karşılanacağı stratejiler bulacağımıza inanıyoruz.
Atölye Yoga‘da yapacağımız sabun ve merhem atölyeleri için aşağıdaki kayıt formunu doldurabilirsiniz. Size ileteceğimiz hesap numarasına atölye katkı payını yatırmanızı rica edeceğiz. Atölyeleri sunacağımız mekanın kapasitesi sınırlı ve katılmak isteyen herkese alan açmak istiyoruz. Ekip olarak zamanımızı verimli geçirmeye de ihtiyacımız var.  Kaç kişi katılacağını bilirsek ona göre hazırlık yapacağız.
ayrıca bakınız:
https://kircocuklari.wordpress.com/
http://tahtaciorencik.org/
https://ankaradbb.wordpress.com/2011/08/01/tadya/
__________________________________________________________________________________
* “Armağan ekonomisi, insanların vermek üzere bu dünyaya geldikleri armağanları keşfettikleri, bu armağanları bütünün hayrına özgürce, koşulsuz olarak ve severek verdikleri ve kendilerine verilen tüm armağanları da (hava, su, gıda, sağlık, dostluklar, öğretiler, dayanışma, ve hatta para ve aklınıza gelebilecek herşey) şükran ile kabul ettikleri bir sistemdir.” (http://surdurulebiliryasam.wordpress.com)