Ev tasarımı ve çizimleri

Evin tasarımında, kullanım amacına uygunluk dışında ön planda tuttuğumuz ölçütler şunlardı:

  • Olabildiğince doğal ve yerel malzeme kullanımı
  • Ankara’nın karasal iklimine uygunluk – ısı verimliliği
  • Düşük ekonomik maliyet ve yapılabilirlik 

Sonuçta ortaya çıkan tasarımın temel parametreleri şunlar oldu:

  • Güneşin enerjisinden en iyi şekilde yararlanabilmek üzere, doğu-batı ekseninde uzanan iki temel bölüm:
    • ön (güney) kısım yüksek güney cepheli ve eğimli çatılı (kiremit veya metal)
    • arka (kuzey) kısımın altı mahzen, düz çatılı (yeşil çatı)
  • Mahzen duvarları ve subasman taş örgü
  • Taşıyıcı olarak ahşap direkler (kolon-kiriş sistemi)
  • Kuzey, doğu ve batı cepheler + çatı saman balyası dolgulu (ısı izolasyonu)
  • Güney cephe bağdadi-kerpiç dolgu (ısıl kütle) ve kısmen tromb duvar.
  • Kerpiç sıva
  • Güneş ışığının yıl içindeki yönüne göre ince ayarlamalar ve ev içinde ısıl kütleler (ara bölmeyi oluşturan taş duvar ve taş yer döşemesi)
  • Güneş enerjisi ile su ısıtma, roket soba, yerden ısıtma sistemi
  • Güneş panelleri ile elektrik üretimi

Genel bir fikir vermesi için bazı çizimler…

Kesit (batıdan):section_BW

Plan:

EvPlan.png

Giriş (doğu) cephe görünüş:

OnCephe-dogu

Güney cephe görünüş:

GuneyCephe

Kuzey duvarı 3D detay:

view02_y15m08d05

 

Reklamlar

Tahtacıörencik’te biyolojik çeşitlilik

2011’den bu yana Tahtacıörencik Köyü’nde, Süverikaşı ve Yeleş mevkileri başta olmak üzere, bitki türlerini (biraz da mantar ve böcekleri) fotoğraflıyoruz. Bunları bu sayfada albümler halinde yayınlıyoruz. Bitkilerin Latince adlarını ve bildiğimiz Türkçe adlarını altlarına eklemeye çalışıyoruz. Şu anda etiketlerdeki adlar birer hipotez; kesin teşhisler için biraz daha zamana ihtiyaç var. Bu amaçla aşağıya bitkilerin fotoğraflarını da yükledik.

12 Haziran 2017, Yeleş Kır Çocukları arazisinden:

7 Haziran 2017 Pazartesi günü sevgili hocalarımız Tuğrul Körüklü, Ahmet Demirtaş ve Mustafa Bektaş ile Tahtacıörencik Köyü Yeleş mevkiindeki Kır Çocukları arazisinde, Kırsal Çevre Derneği’nin Bozkır Ekolojisi Okulu için bir saatlik bir keşif gezisi yaptık. Bunun ardından 12 Haziran’da çektiğimiz fotoğraflar aşağıda.

 

Aşağıdaki ikinci liste, arazide ve köyde önceki mevsimlerde/yıllarda rastladığımız diğer bitkileri içeriyor.

*7 Haziran Pazartesi, Tuğrul Körüklü, Ahmet Demirtaş ve Mustafa Bektaş ile, Tahtacıörencik Yeleş mevkiinde*:

Acinos ?arvensis / alpinus – Reyhan kekiği
Acroptilon repens – kekre
Adonis ?aestivalis – Keklikgözü/Kandamlası
Aegilops ?ovata
Ajuga chamaepitys – mayasılotu
Alkanna orientalis – havacıva
Allium ?arvense
Alyssum ?hirsutum
Alyssum spp. (nikel toplar)
Anagallis arvensis – Fare kulağı – turuncu veya mor çiçekli
Anchusa azurea
Anthemis ?arvensis
Anthemis tinctoria
Anthemis spp.
Aristolochia maurorum
Arum dioscoridis – Mancar/Yılanyastığı
Astragalus angustifolius – geven
Astragalus spp.
Bryonia dioica – Şeytan şalgamı/siyah akasma
Centaurea solstitialis – Çakır dikeni/Zerdali dikeni
Centaurea spp.
Chardinia spp
Chenopodium alba – Sirken
Chenopodium spp.
Cirsium arvense – Köygöçüren
Colutea arborescens – Patlangaç
Consolida regalis – Tarla hazeranı
Convolvulus arvensis – Tarla sarmaşığı
Coronilla varia – Taçlı fiğ
Echinophora ?tenuifolia/?tournefortii – Çördük
Echium vulgare – Engerekotu
Erodium ciconium – İğnelik
Eryngium campestre – Boğadikeni, kenger
Euphorbia ?nicaeensis ?subsp. glareosa var. lasiocarpa – Sütleğen
Festuca ?ovina – yumakotu
Fumaria officinalis – Şahtere otu
Galium ?verum
Galium aparine – Yoğurt otu/ yapışkanotu
Geranium spp.- Turnagagası
Glaucim corniculatum – Boynuzlu gelincik
Gypsophila spp.
Lactuca serriola -Yabani marul, Eşek marulu
Lactuca virosa -Yabani marul, Eşek marulu
Lamium purpurea/ ?amplexicaule – Pembe çiçekli ballıbaba
Lathyrus spp. – Yabani mürdümük
Linaria repens
Lysimachia atropurpurea – kargaotu
Malva vulgaris – Ebegümeci
Nonea spp.
Onobrychis spp. – Korunga
Onoposdum spp – Kenger
Onosma ?sericeum – Emzikotu
Ornithogalum ?oligophyllum/?umbellatum. – Kurt soğanı / tükürükotu
Orobanche ?crenata – Canavarotu
Papaver rhoeas – Gelincik
Philomis ?fruticosa – çobançırası
Plantago ovata – Dar yapraklı sinirliot
Plantago majör – Geniş yapraklı sinirliot
Polygonum aviculare – Kuş madımağı
Potentilla ?recta – Beşparmak otu
Reseda ?lutea – Muhabbet çiçeği / boya
Salvia spp 1
Salvia spp 2
Sanguisorba minor – Küçük çayırdüğmesi
Scutellaria ?salviifolia
Senecio ?vulgaris/?vernalis – Kanaryaotu
Sisymbrium ?officinale /?loeselii
Sonchus ?arvensis
Stachys ?byzantina – Deliçay
Teucrium polium – Acı yavşan, topal yavşan
Trapopagon ?dubius/porrifolius – Yemlik
Turgenia ?latifolia
Verbascum ?thapsus – Sığırkuyruğu
Vicia cracca – Kuş fiği
Vinca minor/herbacea – Küçük cezayir menekşesi
Viola tricolor/arvenis – Hercai menekşe
Ziziphora capitata

Arazi ve çevresinde, başka aylar da dahil gözlemlediğimiz bazı bitkiler:

Alyssum strigosum
Arabis nova – Kazteresi
Cardaria draba – Kediotu
Cichorium intybus – Hindiba
?Clypeola jonthlaspi
Crocus ancyrensis – Ankara çiğdemi
Hieracium ?murorum
Hordeum spp.
Hyoscyamus ?niger – Banotu
Lathyrus ?leucanthus – yabani mürdümük
Lathyrus ?aphaca – yabani mürdümük
Matricaria chamomilla/recutita – Mayıs papatyası
Muscari ?racemosum / ?neglectum / ?bourgaei Arap sümbülü/Misk soğanı
Myosotis ?ramosissima – Unutmabeni
Ranunculus ficaria – Basurotu
Ranunculus spp.
Rumex ?obtusifolius/crispus – Labada/Evelek
Taraxacum officinalis – Karahindiba
Trifolium ?repens – Tüylü yonca
Valeriana dioscoridis – Kediotu
?Valerianella coronata

Süverikaşı Mevkisinden Bitkiler

Bu yazı ilk olarak 16.03.2012 tarihinde Kardeş Bitkiler Blogunda yayınlandı.

Süvari Çayı ve çevresi oldukça zengin bir bitki ve hayvan yaşamı barındırıyor. Aşağıdaki fotoğrafların büyük bölümü Süverikaşı’ndaki 4-5 dönümlük bir araziden. Çay boyunda ve köyün diğer alanlarında çok daha fazla bitki ve hayvan tespit etmek mümkün. Kapsamlı bir çalışma yapılsa çok sayıda nadir ve/veya endemik canlı bulunabileceğine inanıyoruz.

OTSU BİTKİLER
Otsu Bitki 1a- ?İğnelik (?Erodium ciconium) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 1b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 1c – 8/9 Mayıs 2011
Otsu Bitki 2a -Hieracium Murorum – 24 Nisan 20112011
Otsu Bitki 2b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 3 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 4a – Kuzu gevreği (Valerianella coronata) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 4b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 5a – Yoğurtotu/yapışkanotu (Galium aparine) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 5b – 24 Nisan 2011
Otsu bitki 6a – Turnagagası (Geranium ?) – 24 Nisan 2011
Otsu bitki 6b – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 6c – 8/9 Mayıs 2011
Otsu Bitki 7  ?Arnebia decumbens/?Alkanna orientalis/ – 24 Nisan 2011
Otsu bitki 8 –  Ballıbaba (Lamium ?amplexicaule) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 9a – Kanaryaotu (Senecio ?vulgaris/vernalis) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 9b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 10 – Unutmabeni (Myosotis ?ramosissima) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 11 – Alyssum strigosum – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 12 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 13a – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 13b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 14 – Kazteresi (Arabis nova) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 15 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 16 (ya da 11b) – ?Kuduzotu  ?Alyssum minus var. micranathum – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 17a – Cezayir menekşesi (Vinca ?herbacea/minor) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 17b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 17c – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 18a – Kır menekşesi (Viola arvensis) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 18b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 19a – Arap sümbülü/Misk soğanı (Muscari racemosum / neglectum / bourgaei) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 19b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 20a – Kediotu (Valeriana Diosciridis) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 20b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 20c – 24 Nisan 2011
Otsu bitki 20d- Tarih?
Otsu Bitki 21 – Kurt soğanı/Tükürükotu (Ornithogalum ?oligophyllum/umbellatum) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 21b – 2011
Otsu Bitki 22a – Karahindiba (Taraxacum ?Oficinalis) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 22b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 23a – Şahtere (Fumaria ?officinalis) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 23b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 24 – ?Sütleğen (?Euphorbia nicaeensis subsp. glareosa var. lasiocarpa) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 25a Mancar (Arum dioscorides) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 25b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 25c – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 25d – 20 Ocak 2011
Otsu Bitki 25e – 8/9 Mayis 2011
Otsu Bitki 25f – 8/9 Mayis 2011
Otsu Bitki 26a – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 26b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 27a Boruk (Yabani yasemin) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 27b – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 27c – 8/9 Mayıs 2011
Otsu Bitki 28 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 29 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 30 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 31 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 32 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 33 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 34a – Yabani Mürdümük (Lathyrus aphaca) – 24 Nisan 2011
Otsu bitki 34b – Yabani Mürdümük (Lathyrus aphaca) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu Bitki 35 – Bryonia Dioca – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 36 – Sığırkuyruğu (Verbascum …) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 37 –  Yonca, Tüylü (?Trifolium repens) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 37b –  2011
Otsu Bitki 37c -8/9 Mayıs 2011
Otsu Bitki 39 – Clypeola jonthlaspi – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 40 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 41 – Gelincik (?Papaver …) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 42 – Acı Yavşan/Topal Pelin (Teucrium polium) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 43 – ?Üçgül Yonca, Tüysüz (Trifolium …) – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 44 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 45 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 46 – 24 Nisan 2011
Otsu Bitki 47a – Ankara çiğdemi (Crocus ancyrensis) – 20 Ocak 2011
Otsu Bitki 47b – 20 Ocak 2011
Otsu Bitki 48 – Banotu (Hyoscyamus?niger) – 2011
Otsu Bitki 49 – 2011
Otsu Bitki 50 – 2011
Otsu Bitki 51 -2011
Otsu Bitki 52 – Canavarotu – 2011
Otsu bitki 53(1)a – Yabani Mürdümük/Nazende – (?Lathyrus Leucanthus) – Nisan 2011
Otsu bitki 53(1)b – Yabani Mürdümük/Nazende – (?Lathyrus Leucanthus) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 53(2)a – Yabani Mürdümük (yavruağzı renkli) (Lathyrus …) – 2011
Otsu bitki 53(2)b – Yabani Mürdümük (yavruağzı renkli) (Lathyrus …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 53(2)c – Yabani Mürdümük (yavruağzı renkli) (Lathyrus …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 54a – Pisipisi (Hordeum …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 54b – Pisipisi (Hordeum …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 55a – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 55b – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 55c – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 56 – Yabani Mürdümük (mor renkli) – (Lathyrus …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 57a – Papatya (?) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 57b ? 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 58a – Keklikgözü (Adonis …) 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 58b – Keklikgözü (Adonis …) 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 59a – Düğünçiçeği (Ranunculus …) 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 59b – Düğünçiçeği (Ranunculus …) 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 60a – Sinirliot (Plantago …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 60b – Sinirliot (Plantago …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 61 (succulent) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 61b – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 62a (succulent) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 62b – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 63 – Bir tür yonca? – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 64a – Yapışkanotu/Yoğurtotu (Galium aparine) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 64b – Yapışkanotu/Yoğurtotu (Galium aparine) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 65a -Mavi çiçekli yapışkanotu (Galium …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 65b -Mavi çiçekli yapışkanotu (Galium …) – 8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 66a -8/9 Mayıs 2011
Otsu bitki 66b -8/9 Mayıs 2011
ODUNSU BİTKİLER (Ağaç ve çalılar)


Odunsu Bitki 1a – Meşe (Quercus …) – 24 Nisan 2011
Odunsu Bitki 1b – 24 Nisan 2011
Odunsu Bitki 1c – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 1d – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 1e (meşe mazısı) – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 1f (meşe mazısı) – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 1g (meşe mazısı) – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 2a – Kuşburnu (Rosa ?canina/rubiginosa) – 24 Nisan 2011


Odunsu Bitki 2b – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 2c – 8/9 Mayıs 2011


Odunsu Bitki 3a – Çitlenbik (Okul bahçesi) – 21 Kasım 2010
Odunsu Bitki 3b – 21 Kasım 2010
Odunsu Bitki 4a – Yemişen (Crataegus ?monogyna/oxyacantha) – 21 Kasım 2010


Odunsu Bitki 4b – 21 Kasım 2010
Odunsu Bitki meyveleri (kuşburnu, alıç, dağ eriği, küçük mor erik)- Ekim 2010
Odunsu Bitki 5 – Yaban eriği – 2011
Odunsu Bitki 6a – Patlangaç – Colutea cilicica – 2011
Odunsu bitki 6b – 2011
Odunsu bitki 7a – Alıç (Crataegus orientalis) – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 7b – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 7c – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 7d – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 8a – Yabani Erik – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 8b – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 8c – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu Bitki 9a – Karaçalı (Paliurus spina-christii) – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 9b – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 9c – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 10a – 8/9 Mayıs 2011
Odunsu bitki 10b – 8/9 Mayıs 2011
MANTARLAR


Mantar 1a  – küçük bir şeydi – 24 Nisan 2011
Mantar 1b  – küçük bir şeydi – 24 Nisan 2011
BÖCEKLER
Böcek 1 – Bi örümcek – 24 Nisan 2011
Böcek 2 – Bi çeşit sinek (kapkarasinek) – 24 Nisan 2011
DİĞER HAYVANLAR
DH 1- Salyangoz – 24 Nisan 2011
DH 2- Sülük – 20 Ocak 2011
DH 3- Solucan – 20 Ocak 2011

GDO’lu gıdalar konusunda kaygılı mısınız? O halde, yapabileceğiniz şeyler var!

Bu yazı ilk olarak 13.11.2009 tarihinde Kardeş Bitkiler Blogunda yayınlandı.

Siz de;

  • GDO’lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki orta ve uzun vadeli sonuçlarının öngörülmesinin olanaksız olduğunu mu düşünüyorsunuz?
  • Yapılacağı söylenen laboratuvar testlerinin uzun vadeli etkileri tespit edemeyeceğinden kuşku mu duyuyorsunuz?
  • Marketlerden alacağınız, kendinize, çocuğunuza, annenize, babanıza yedireceğiniz gıdaların, GDO içerip içermeyeceğinden emin olamayacağınızı mı, yapılması vaat edilen laboratuvar testlerinin de yanılma payı olacağını mı düşünüyorsunuz?
  • GDO’lu gıda üretiminin (diğer biyoteknolojik ürünlerin üretimi gibi) insan sağlığından çok, büyük gıda tekellerinin kârlarını ön planda tutacağından mı kuşkulusunuz?
  • GDO’lu ürünlerin büyük çoğunlukla kısır tohumlar olduğunu, bunları kullanan çiftçilerin her yıl yeniden tohum almak yoluyla tohum şirketlerine bağımlı hale geldiğini, bu süreçte yerel çeşitlerin de giderek yok olduğunu mu öğrendiniz? Bu tür süreçlerin geçtiğimiz yıllarda Hindistan’da, bir yandan onlarca pirinç çeşidinin tamamen kaybolmasına, diğer yandan çok sayıda çiftçinin intiharına sebep olduğunu mu duydunuz?
  • GDO’lu ve diğer ticari tohumların, tarımda zaten var olan büyük sermaye egemenliğini güçlendireceğini, küçük ölçekli ve zengin biyoçeşitlilik içeren geleneksel çiftçiliği yok edeceğini mi düşünüyorsunuz?
  • GDO’lu sebze ve meyvelerden doğal alanlara ve diğer tarım bitkilerine gen kaçışı olduğunu, bunun hem ekolojik denge için, hem de geleneksel sebze/meyve çeşitleri için önemli bir tehdit oluşturduğunu mu öğrendiniz?
  • Biyoteknoloji ürünü ticari tohumların, yerel şartlara uyum sağlamış doğal ebeveynlerine göre daha gürbüz olmakla birlikte daha zayıf bünyeli olduğunu, bu nedenle toprağa daha fazla müdahale gerektireceğini (böcek ve ot ilaçları, yapay gübreler, derin sürüm, vs.) mi öğrendiniz?
  • ‘Şu anda sadece belirli ürünlerde var’ denilen genetik müdahalenin, toplumsal tüketim alışkanlıkları ve politik irade değişmediği takdirde, 5-10 yıl sonra hemen her üründe karşımıza çıkacağından mı kaygılısınız?
  • ‘Organik ürün’ sektörünün büyümesinin belirli olumlu etkileri olsa da, biyoçeşitlilik, sağlıklı gıdaya erişim ve doğa-dostu tarım konularında gerçek bir çözüm getireceğinden kuşkulu musunuz?

O halde, yapabileceğiniz şeyler var!

Elbette birçok kişi zaten çok önemli şeyler yapıyor. Kimileri kendilerini ve çevrelerini bilgilendiriyor: Endüstriyel gıdaların (marketlerden edindiğimiz bitkisel ve hayvansal ürünlerin çoğu) insan sağlığına olası zararları, bunların üretiminin doğada yarattığı tahribat ve sürecin toplumsal boyutu hakkında, korkutucu ama gerçek bilgiler içeren iletileri paylaşmaya devam ediyoruz. Bir grup insan yıllardır bu konuda farkındalık oluşturmak için uğraşıyor, toplantılar, seminerler düzenliyor, politik düzlemde çalışmalar yapıyor.

Bunların hepsi gerekli, ancak yeterli değil! Gerçek değişim ancak yaşam pratiklerimizi değiştirmemizle mümkün olacaktır. Bizler endüstriyel ürünleri (artık büyük çoğunlukla ‘sahte’ gıdaları) satın alıp tüketmeye devam ettiğimiz sürece, korkunç bilgiler içeren iletilerimizle zihinlerimizi ve enerjimizi boşuna tüketmiş olacağız! Sahte (ve kimi zaman, zehirli) gıdaları yemeye, yedirmeye de devam edeceğiz!

Sahte gıdalara olan bağımlılığımızı belki hemen ortadan kaldıramayız, ancak bir yerden başlayabiliriz:

  • Doğal ürünlerin önünüze gelmesini beklemeyin. Bunları aktif bir şekilde arayın, bulun ve edinin. Siz talep etmedikçe, erişmek için mücadele etmedikçe kimse doğal gıdaları önünüze getirip sunmayacaktır.
  • Elinizden geldiğince kendi gıdalarınızı üretin. Bir pencere önü, bir balkon, hele de bir bahçe, küçük ölçekte de olsa ailenizin ihtiyacını karşılayacak kadar yiyecek üretmenize olanak verecektir.
  • Evde yapabileceğiniz yiyeceklerin hazırlarından mümkün olduğunca kaçının. Un, şeker, pekmez, yağ, vs. gibi temel malzemelerin mümkün olduğunca doğal ve sağlıklı olanlarını tercih edin.
  • Yerel düzeyde doğal/organik üretim yapan çiftçi ve kooperatiflerden ürün temin edin. Mümkünse sezon aboneliğine geçin.
  • Aracısız doğal ürün organizasyonlarına katılın ve etkin rol alın. Örneğin Ankara’dakiDoğal Besin, Bilinçli, Beslenme grubu (http://groups.google.com.tr/group/dogal-bilincli-beslenme). Mutfak girdilerininizi olabildiğince bu tür organizasyonlardan sağlayın. Böylece güvenilir çiftçilerden toplu siparişler yapabilir, gerektiğinde çiftliklere ziyaretler gerçekletirebilirsiniz. Hem siz sağlıklı beslenmiş, hem de doğa dostu tarım uygulamalarını desteklemiş olursunuz.
  • Doğal (organik, ekolojik ya da güvenilir) ürünlere erişimde belirli bir maliyet artışını göze alın. Önceliklerinizi belirleyin ve bazılarını değiştirmeye hazır olun.

Tohum topları

Bu yazı ilk olarak 16.10.2008 tarihinde Kardeş Bitkiler blogunda yayınlandı.

Tohum topları nedir?

Tohum topları bazı eski Amerika yerlileri tarafından kullanıldığı söylenen, ancak Masanobu Fukuoka usta sayesinde ilgi toplamaya ve yaygınlaşmaya başlamış olan bir yöntemdir. Daha çok bozulmuşarazilerin doğal bitki örtüsüne yeniden kavuşturulması için kullanılmakla birlikte (bu yöndeki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır), hububat ve sebze tarımı için kullananlar da vardır (Bildiğimkadarıyla Fukuoka bunu pirinç için yapıyordu).

Şöyle yapılır: Belli oranda kil ve humuslu toprak (torf) karıştırılır, içine biraz su ve bir ya da (genellikle) çok sayıda türe ait tohumlar katılır. Hamur kıvamındaki karışımdan minik parçalar alınarak avuçiçinde yuvarlanarak toplar yapılır. Sonra bu toplar güneşte kurutulur.

Şöyle kullanılır: Toplar, tohumların sebze, ot, çalı ya da ağaca dönüşmesini istediğimiz yerlere güzelce saçılır. Söylenene göre bunu en güzel çocuklar yaparmış. Gerisi doğaya bırakılır.

Tohum topları ne işe yarar?

Tohum topları yöntemi arazi rehabilitasyonu ve tarım için kullanılabilecek ‘minimum müdahale teknikleri’nden biridir. Avantajları şunlardır:

  • Bir arazi ya da tarla için en uygun bitki türlerinin seçimini doğaya bırakır. Özellikle arazi restorasyonunda bu durumun büyük avantajları vardır: Uygulama yapılan yerdeki toprağın yapısına,güneş ve su durumuna en uygun bitkiler çimlenip gelişir. Bu nedenle bu tür uygulamalarda genellikle çok sayıda yerel bitkinin (bazen yüzlercesinin) tohumu aynı tohum topunda bir aradabulunur. Fukuoka’nın deyişiyle “her tohum topu küçük bir evrendir.”
  • Tohumlar çimlenmek için uygun zamanı bekler. Tohumlar iyi bir yağmur yağana ve uygun toprak sıcaklığı oluşana kadar uyurlar. Bu koşullar oluştuğunda da çimlenirler. (Tohumlar toprağaçıplak bırakıldığında tohumun çürüme ya da erken çimlenme ihtimali yüksektir). Kil yağmur suyunu uzun süre tuttuğundan, yaşam serüvenine yeni başlayan bebek bitki daha uzun süreyle sudanyararlanır.
  • Kilin ve torfun içindeki mineraller ve organik maddeler çimlenmesi aşamasında tohumun ihtiyaç duyduğu besini sağlar.
  • Geleneksel ekim yöntemlerine göre zamandan ve işgücünden büyük tasarruf sağlar. Toprağın kazılmasını ya da sürülmesini gerektirmez (toprak daha önceden sertleştirilmemişse). Bu nedenle,toprağı sürmekten kaçınan ekolojik tarım yaklaşımları için uygun bir yöntem oluşturur. Tohumlar toprağın üzerine gömülmeden bırakıldığında tohumları kuşlar ya da karıncalar yer. Kil vetoprakla kaplanan tohumlara böyle bi şey olmaz.

Tam tahıl unlarından evde ekmek yapım yöntemi

Kır Çocukları olarak DBB grubuna sunduğumuz ürünlerin arasında tam buğday, tam çavdar ve tam arpa unları var. DBB grubunda bildiğimiz kadarıyla Üç Elma Doğal Tarım, Bayramiç Yeniköy ve Tanal Çiftliği de tam tahıl unları sunuyor.

Doğal tarımla yetiştirilmiş tahıllardan elde edilen tam unlarla yapılan ekmekler, özellikle doğal ekşi maya ile yapılmışlarsa çok lezzetli ve besleyiciler, üstelik sağlık desteği olarak da çok değerliler. Vitamin, mineral ve lif oranları beyaz ekmeğe ve endüstriyel ekmeklere göre çok daha yüksek, glisemik indeksleri çok daha düşük ve içlerinde zararlı katkılar yok. Yakın zamanda yapılan araştırmalar doğal ekşi maya ile yapılan ekmeklerde gluten oranının da düşük olduğunu, bu sebeple gluten entoleransı olanlar tarafından da tüketilebileceğini gösteriyor. Çavdarın kasları güçlendirici ve antioksidan etkileri, arpanın yüksek beta glukan ve lif oranının yüksekliği gibi artıları var. Bu iki tam tahıl unu da, tam buğday unu gibi kilo kontrolünde, kan şekerinin dengelenmesinde, kalp sağlığının korunmasında, barsakların desteklenmesinde olumlu etkiler gösteriyor.

Jpeg Jpeg

Bizim yaptığımız tam buğday ve çavdar ekmekleri “market ekmekleri”ne hiç benzemiyor. Tam tahıl ekmeği diye satılan ekmeklerin gerçekten tam undan yapılmış olduklarına inanmamız güç. Bunlar bize olsa olsa tam buğday unu/çavdar unu veya kepeği karıştırılmış ekmekler gibi görünüyor.

Bizler bütün DBB katılımcılarına eve kendi ekmeklerini yapmalarını öneriyoruz. Tam tahıl ekmekleri yapmaktaki en büyük zorluk yeterince kabarmalarını sağlamak. Kendi deneyimlerimiz ve Güney Afrikalı konuk ailemizden Tara-Lee’nin bize öğrettiklerinden yola çıkarak, leziz tam tahıl ekmekleri yapmanın pratik bir yolunu anlatalım istedik. Tam undan ekmek yapmanın başka yolları da var ama anlatacağımız yöntem evde üretim için bize en kolayı gibi görünüyor.

Öncelikle; sadece buğday unundan veya sadece çavdar unundan bu ekmeği yapabilirsiniz. Ama arpa ununu en fazla yüzde on beş-yirmi oranında kullanmanızı tavsiye ederiz, daha fazlası kabarmayı engelleyebilir.

Başlangıç mayası

Ekşi maya diye tabir edilen geleneksel maya için ilk adım, başlangıç mayasına erişmek. Bunu sıfırdan elde etmenin çeşitli yöntemleri var. Un ve suya ek olarak şeker, pekmez veya balla başlatanlar, tarhana veya nohut ile başlatanlar var. İlk başta hazır maya kullanıp zaman içinde doğal flora ile mayasını doğal hale getirenler de var. Bizce en kolayı bu işi yapan bir kişiden birkaç kaşık doğal maya alarak başlamak.

Bizim yaptığımız, küçük bir kavanozun (660 ml) üçte ikisi kadarında mayamızı sürekli hazır tutmak. Kavanozun kapağını da kapalı tutuyoruz. Kıvamı hafif akışkan, kek hamuru gibi. Eğer edindiğiniz başlangıç mayasının miktarı azsa, bunu kavanoza koyup, hafif akışkan bir kıvamı tutturacak şekilde tam un ve biraz ılık su ekleyip bir gün oda sıcaklığında bekletirseniz ertesi güne (12-18 saat) bütün maya aktif hale gelir.

Mayanın canlı tutulması

En önemli konu mayamızı sürekli elde ve canlı tutmak. Bunun için en iyisi her gün ekmek yapmak ve kalan mayayı beslemek. Mayayı tam unla ve suyla besliyoruz. Mayanın çavdar ununu daha çok sevdiği söyleniyor. Ekmek hamuru yaparken mayamızın 1-2 kaşık hariç tamamını hamura katıyoruz (bkz. adım 2). Kanvanozun dibinde kalan 1-2 kaşık maya, un ve su eklendiğinde ertesi gün yine aktif (kullanmaya hazır) hale geliyor. Mayayı bu şekilde beslediğimizde tahta kaşıkla karıştırıyoruz. Oda sıcaklığında 12-18 saat içinde bütün maya aktif haldedir.

Her gün ekmek yapmayacaksak, iki üç günde bir yapacaksak, yine mayayı her gün beslememizde yarar var. Bunu da her gün bir kaşık un ekleyerek yapıyoruz. Kıvamı çok koyulaşırsa biraz ılık su da ekleyebiliriz. Zira mayamızı beslemediğimizde oda sıcaklığında fazlasıyla ekişmeye başlar. Mayamız -ve bundan yapılan ekmek- her halükarda biraz ekşi olur, ama ekmeğinizi mutlu (fazla ekşimemiş) maya ile yaparsanız iyi kabarır ve ekmek de çok ekşi olmaz. Mutlu maya beslenmiş ve yeterince beklemiş, ama fazla ekşimemiş olan mayadır. İçinde hava kabarcıkları olur, koklandığında elma püresi gibi tatlı tatlı kokar.

Eğer bir ila iki hafta ekmek yapmayacaksak, aktif haldeki mayamızı buzdolabına koyabiliriz. Orada faaliyeti yavaşlayacak ve çıkardığımızda kaldığı yerden devanm edecektir.

Eğer iki haftadan uzun süre ekmek yapmayacaksak, mayamızı dondurucuya koyabiliriz. En fazla üç ay donmuş halde kalabilir. Ekmek yapımından 2-3 gün önce buzluktan çıkarın. Kullanmadan önce iki kez besleyin.

Mayanın aktif olduğu nasıl anlaşılır? Az önce söylediğimiz gibi, içinde hava kabarcıkları olur ve koklandığında elma püresi gibi tatlı tatlı kokar. Daha sağlıklı bir test: Bir bardağa su koyun. Mayadan bir parça alp suya bırakın. Dibe çöküyorsa mayanız hazır değil. Eğer suyun üzerinde duruyorsa / içinde yüzüyorsa aktif (ekmek hamuruna katılmaya hazır) demektir. Ekmek yapmak istediğiniz zamanda eğer mayanız hazır değilse her saatte bir kez besleyerek aktifleşme sürecini hızlandırabilirsiniz.

Ekmek hamurunun hazırlanması ve pişirme

Mayanızı, dibinde iki kaşık bırakarak bir kaba aktarın ve iki bardak ılık su ekleyip çözünene kadar tahta kaşıkla karıştırın. Kalan 2 kaşık mayanızın üzerine un ve ılık su ekleyerek bir sonra kulanacağınız mayanızı başlatın.

Bir yemek kaşığı tuz, 1 kg tam un ve gerektiği kadar ılık su ekleyin, yine tahta kaşıkla karıştırın. (Genel ölçü: 1 birim maya için 5 birim un). Hamurun kıvamı çok katı olmamalı, kek hamurundan daha koyu ama hafif akışkan olmalı. Hamur çok koyu olursa kabarmaz, çok akışkan olursa da yeterine pişse bile içi özleşmez, cıvık kalır. Doğru kıvamdaki bir hamur ancak bir kap içinde pişirilebilir, kendi başına bir arada durmaz. En iyisi kapaklı, ısıya dayanıklı bir cam veya toprak kaptır.

Kabın dibine ince bir tabaka zeytinyağı sürün, varsa da tahıl kepeği koyun (örn. ununuzu elemişseniz geriye kalan kepek-kabuk parçaları). Böylece piştiğinde kaptan çıkması kolaylaşır. Hamuru kaba dökün, kapağını kapatın. İki-üç parmaktan daha kalın olmamalı, yoksa yine yeterince kabarmaz. Hamuru 12 ila 18 saat oda sıcaklığında kabarmaya bırakın.

Bu sürenin sonunda (örn. ertesi gün sabah) fırını 220 C’ye getirip önceden ısıtın. Kapağı kapalı halde 20 dk. pişirin, sonra kapağı açın, ısıyı 150 C ye düşürün ve bu halde 40 dk daha pişirin. (Önce yüksek ısıda pişirmek ekmeği daha iyi kabartır. Ancak bu sürede kapak kapalı olmazsa kabuk hızla sertleşir. Kapak kapatmanın bir alternatifi de ekmeğin üzerine su püskürtmekmiş.) Ekmeğin pişip pişmediğini anlamak için içine bir bıçak sokup hamurun yapışıp yapışmadığına bakabilirsiniz. Yapışma varsa biraz daha pişirin.

Pişen ekmeğinizi fırında bir süre bekletmek özleşmesine yardımcı olur. Sonra kabı fırından alın, ekmeğin yapışan kenarları varsa bir bıçakla kaptan ayırın, kabı ters çevirip arkasından vurarak ekmeği çıkarın ve ters durumda sıcaklığı azalana kadar (20-30 dk. kadar) bekletin. Tırtıklı bir bıçakla kolayca dilimlenebilir.

Afiyet olsun. Sıcakken tereyağıyla müthiş oluyor 🙂