Şubat 2014, Tahtacıörencik’ten haberler

Tahtacıörencik Köyü ve çevresinde neler oluyor; biraz anlatalım.

Dün, yani 3 Şubat Pazartesi günü, köy olarak yaptığımız çalışmaların yaygınlaşması için Güdül ilçe merkezinde bir bilgilendirme ve sohbet topantısı düzenledik. Başlık: Güdül’de Organik Tarım ve Doğal Üretim: Tahtacıörencik Köyü Örneği. Kendi köylülerimiz (15 kişi kadar) dışında merkezden ve başka köylerden de yaklaşık 10 kişi vardı. Güdül’de doğal/organik tarım potansiyeli yüksek. Su kaynaklarının çoğunun (Kirmir Çayı dışında) ve topraklarının büyük bölümünün temiz olması, arazilerin endüstriyel tarım için yeterince büyük olmaması va halkın girişimci karakteri gibi avantajlar var. Toplantıda doğal üretimin yöntemleri, zorlukları ve fırsatları üzerine konuştuk. Şimdilerde Güdül’de de yerel seçim hazırlıkları var. Belediye başkan adayları köy olarak yaptığımız işleri ilgiyle izliyorlar. Kaymakam Fatih Bey desteğini sürdürüyor. İl Özel İdaresi aracılığıya bu yıl üç çiftçimiz (Köyümüzün öncü sebzecisi Necati Cebeci, Oğuz Aygün, İbrahim Duran+Hüseyin Araç) 500 m2’lik birer sera için destek alıyorlar. Seralardan biri kuruldu, ikisi yolda. Tabi ki seralarda da doğal üretim (ilaçsız, yapay gübresiz, geleneksel ıslahla elde edilmiş yerel veya yerele uyumlu tohumlarla) yapılacak. Seralar güvenilir sebze fidesi ihtiyacımıza da yanıt verecek. İlçe Tarım Müdürlüğü aracılığıyla yakında köylülere serbest gezen yumurta tavuğu desteği de verilecek.

Dün akşam geç saatlerde ise Tahtacıörencik Köyü kahvesinde bir karşılıklı bilgilenme, değerlendirme ve planlama toplantısı yaptık. Doğal üretimlerin nasıl artabileceğini, DBB grubunu, doğal üretim ölçütlerini, aracısız satış kanallarının nasıl çoğalabileceğini, kırsal turizmi, adıyla anmasak da permakültürü, köyün 3, 5, 10, 50 yıl sonra nerede olabileceğini konuştuk. HES davasındaki son durumu gözden geçirdik.

Köyün geçen sezonki doğal sebze üretim tecrübesi çok yararlı oldu. Küçük ölçekli ekolojik çiftçiliğin gerçekten de uygulanabilir, sürdürülebilir ve anlamlı bir vizyon olabileceğini hep birlikte gördük. Bir yıl önce akla gelmeyecek konularda planlar, projeler yapmaya başladık. Bir köy kooperatifi konusu bile konuşulmaya başlandı. Her halükarda önümüzdeki sezonda köyümüzde ciddi bir üretim artışı ve ürünlerde daha fazla çeşitlilik bekliyoruz.  

Geçen haftaya gidelim. 29-30 Ocak’ta, Buğday Derneği’nin Yalova’da düzenlediği Çiftçi Eğitimi’ne katıldık. “Tohum Takas Ağı” projesi ile ilgili bir eğitimdi: http://yasasintohumlar.org/?page_id=28. Geçen yılın Ocak ayındaki eğitime TADYA’dan İbrahim Duran ve Hüseyin Araç ile birlikte ben gitmiştik, Özgen de kısmen katılmıştı. Bu sefer Özgen, ben, Hüseyin, Merve, İbrahim ve Oğuz oradaydık. Ana konu tohumdu. Önemi malum. Fakat ekolojik üretim ve ekolojik yaşam felsefesiyle ilgili de çok şeyler paylaştık.

Birkaç hafta içinde Ankara’daki Köy Derneği’nde ve şehir merkezinde, köylülerimizle ve özellikle gençlerle bir araya gelmek için fırsatlar yaratmaya çalışacağız. Köyde el birliğiyle yapmak istediğimiz daha çok şey var. Kimbilir, belki de Tahtacıörencik Köyü Türkiye’de, kırsal alana tersine göçün öncülerinden ve örnek alanlarından biri olacak.

Şu anda köyde TADYA (Tahtacıörencik Doğal Yaşam Kolektifi) şemsiyesi altında yer alan, yani DBB’nin doğal üretim ölçütlerini içselleştirmiş olan üreticiler arasında biz Kır Çocukları (Temürcü’ler ve Özgen), Duran ailesi (Necati-İbrahim-Nursemin), Araç ailesi (Hüseyin ve Merve) ve doğal arıcılıkta çok başarılı olacağına inandığımız arkadaşımız Cemal Ersin var. Şimdiden Oğuz Aygün ve eşini de dahil ettik. Köyün içinden, baştan beri çalışmalara destek veren, birlikte çalıştığımız çok sayıda dostumuz da var. Küçük bir grup olsak da köyün geleceğini güzel şekilde etkileyeceğimize ve başka yerlerde de tekraranabilir bir örnek oluşturacağımıza inanıyoruz. Çünkü çevremizde bizimle aynı idealleri paylaşan, aynı doğrultuda çaba gösteren çok sayıda insan var. Yani sizler: Köyümüzü ziyarete gelen, atölye çalışmalarımıza katılan, köyün doğal ürünlerini talep eden, edinmek için çaba sarfeden, somut bir hareket yapmaya fırsat bulamamış olsa bile gönülden desteğini hissettiğimiz, başka yerlerde ve başka alanlarda ekolojik dönüşüme katkı veren, bu dönüşümün parçası olan dolu insan. Her biri birer dünya. Bir de köyün içinde ve Güdül genelinde yapılanları izleyen, sürece katılmaya hazır pek çok insan.

TADYA’nın doğal üretim ve aracısız satış kapasitesini artıracak çalışmalar da yapıyoruz şu sıralar. Eve teslim doğal ürün organizasyonlarına Duran ailesinin dışında Merve ve Hüseyin Araç’ın ürünlerini de dahil etmeye başladık. Ürünlerimizin çok talep göreceğine inanıyoruz. Örneğin; doğal tarımla üretilmiş yerel buğdaydan, güzel bir dere üzerindeki bir taş değirmende öğütülerek elde edilmiş tam buğday unundan, geleneksel ekşi maya ile (tarhana mayası) yapılmış bir ekmeği veya bazlamayı kim istemez? TADYA olarak bütün ürünlerimiz bu nitelik düzeyinde olacak. Elbette, böyle bir “gerçek gıda” üretiminin maliyetleri ve son ürün fiyatları ile ilgili önemli meseleler var. Bunları da sizlerle imkan buldukça payaşacak ve birlikte çözümler geliştirmeye çalışacağız. 

Şubat ortasında bütün DBB üreticileri adına uygun bir kargo anlaşması yaparsak, Ankara’ya ve Türkiye’nin her yerine öngörülebilir maliyetlerle düzenli kargo gönderimine de başlamayı umuyoruz. Doğal çevreyi ve insan sağlığını gözeten yöntemlerle ürettiğimiz sebzelerimizi ve diğer doğal ürünlerimizi, uygun ve öngörülebilir taşıma maliyetleriyle Türkiye’nin her yerine gönderebileceğiz. Henüz kargo anlaşması yapmaya zaman bulamadık ama şimdiden ürünleri kargo ile gönderebilir durumdayız. Ürün duyurularını almak ve sipariş verebilmek için aşağıdaki e-posta listesine katılabilirsiniz (listeye üyelikle ilgili zorluk yaşarsanız tadya.bilgi@gmail.com adresine yazabilirsiniz):

https://groups.google.com/d/forum/tadya ( TADYA e-posta duyuru listesi)

Bir haber daha: 2014’te IFOAM Dünya Organik Kongresi’nin ev sahipliğini ve organizasyonunu Buğday Derneği yapıyor. Kongre 13-15 Ekim’de İstanbul’da,  http://www.owc2014.org/?lang=tr. IFOAM = Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu. Bu kongre öncesinde (11-12 Ekim) İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bir dizi ön konferans olacak. Bunlardan biri de “Gıda Toplulukları Oluşturmak” başlıklı bir konferans. Ulusal bir toplantı diye yola çıkıldı ama birden uluslararası bir nitelik kazandı. Dernekten arkadaşlarımızın davetiyle, organizasyona ben de (Ceyhan) katkı vereceğim. Tabi hikmet DBB grubunda; Türkiye’deki başarılı “katılımcı onay sistemi” uygulamalarından biri olması dolaısıyla. Ben de içerik organizasyonu dışında özellikle DBB’yi temsilen orada olacağım. DBB’den ve köyümüzden başka katılımlar da olur belki… 

Tahtacıörencik Köyü diyince, güzelim Süvari Çayı üzerinde planlanmış olan HES projesiyle ilgili son durumdan da kısaca bahsetmek istiyorum. Geçen yıl Köy Tüzel Kişiliği tarafından açılan ve başarıyla yürütilen bir davanın ardından projeyle ilgili verilmiş olan “ÇED Gerekli Değildir” kararı iptal edilmişti. Şirket bunun üzerine “ÇED Olumlu” kararı almak üzere Çevre Bakanlığı’na başvuruda bulundu ve bir ÇED süreci başlattı. Bu arada garip (yani hukuğa aykırı) bir şekilde, ÇED süreci sonlanmadan ve hatta başlamadan önce, çay kıyısındaki bir dizi arazi için Bakanlar Kurulu’ndan acil kamulaştırma kararı çıktı. Bu karara karşı bir köylümüz dava açtı ve dava süreci devam ediyor. Önümüzdeki süreçte (tahminimizce Nisan veya Mayıs), Çevre Bakanlığı projenin ÇED Raporunu’nu halkın bilgisine sunacak. Bu dönem için DSİ’ye ve Bakanlığa hitaben bir kampanya hazırlığı içindeyiz; sizleri haberdar edeceğiz. Buna rağmen “ÇED Olumlu” kararı çıkarsa yine hukuksal mücadele yolunu kullanacağız. Köy bu son davayı da kazanırsa HES projesi tümden iptal olur. Projenin ne kadar akıl dışı olduğunu, gerçekleşmesi halinde sosyal, çevresel ve kültürel etkilerinin ne kadar yıkıcı olacağını uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum. Önümüzdeki süreçte bu bilgileri sizlerle paylaşacağız.            

Biz Kır Çocukları (Temürcü ailesi ve Özgen) özelinde ise; köyde daha fazla zaman geçirmeye yönelik adımlarımız var. Köyden bir arkadaşımız (Mustafa Cebeci) kullanılmayan bir bir evini bize tahsis etti. Bu evin bize sunacağı imkanları kullanarak köydeki üretim faaliyeterine daha fazla katılmayı, Özgen’in Duran ailesine emanet ettiği inekler için daha iyi yaşam şartları sağlamayı, bahardan itibaren köyde geziler ve atölye çalışmaları düzenlemeyi, Duran ailesiyle birlikte çeltik ve sebze yetiştirmeyi, veee… kendimize saman balyasından bir çiftlik evi yapmayı planlıyoruz. Çiftliğimiz için de permakültür ilkelerine uygun, ekolojik bir tasarım yapacağız. Bu alanı nasıl mı hayal ediyoruz?: Bize yaşam ve üretim alanları sunacak bir yer, katılımcı çalışmalara imkan sağlayacak bir yer, çocuklar başta olmak üzere herkese köy ve doğa deneyimleri sunabilecek bir yer, ekolojik yaşam atölye çalışmaları için mekan sağlayacak bir yer, çevresinden ilham alan ve çevresine ilham veren bir yer… Tabi bu proje için epey bir maliyet söz konusu. Bir yandan üretip  ve birlikte üretip satarak kendimize gelir oluşturmaya devam edeceğiz. Ama şimdiden haberiniz olsun; sizlerden gelebilecek her türlü desteğe de açık olacağız: Malzeme, para, işgücü, … Şimdilerde bu projeyi çok dikkatli şekilde planlamaya çalışıyoruz. Paylaşımlarımız ve destek çağrılarımız için ayrı bir Blogumuz bile var! Yakında güncemizi de yazmaya başlayacağız:  http://ciftlikevi.wordpress.com    

Haberleri uzun zamandır yazmayınca epey uzun oldu. Bundan sonra fazla ara vermeyelim en iyisi.

TADYA’dan
Ceyhan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s